Yazarlar
Anket
.jpg)
Benim bir günüm!
Yıl 2012 oldu ama benim için yılların önemi yok. Bir günü daha bitirebilmektir benim için kutlanması gereken. Eğer dinlemek isterseniz bir günümü, anlarsınız belki benim de dilimden...
Önce gün doğar yüksek binaların arasından. İnsanların sıcacık yatağından kalkmasını gerektirendir; gün doğumu. Benimse yalnızlığımın sona erdiğini işaret etmeye yarar sadece. Akşamları daha soğuk hava, mevsim yaz da olsa kış da olsa. Ama sıcak soğuk bir yana ben çok yalnızım gün geceye karışınca...
Mutluydum bu sabah tok uyudum diye dün gece. Hayrola neden gülüyorsun halime? Ben soruyor muyum sana “Sen hiç tok uyumanın mutluluğunu yaşadın mı?” diye. Neyse acındırmayacağım kendimi burada, hayatın bana oynadığı oyuna direnmekle bu kadar meşgulken hele.
Arabaların kornalarının arka fonu oluşturduğu filmde, insanlar evlerinden sokağa fırladı biraz önce; bazıları mutlu bazıları mutsuz. Kiminin yine bir derdi var, kimi umursamaz bugün. Kimi mutlu olmayı başarmış, önüne çıkacak ilk olumsuzlukta kendini dünyanın en mutsuz insanı hissedeceğini bile bile. Fırınlardan mis gibi kokular yükseliyor, bakkallar yıllardır edemediğim o kahvaltıyı hazırlamak için evine yiyecek içecek alan insanların mahmurluğu ile doluyor şimdi de. Size hazırlanan ve etmediğiniz kahvaltılar için şuan neler verebileceğimi anlatabilirim ama kendimi acındırmayacağımı söylemiştim ve kararlıyım bu tutumumda. Yemediğiniz onca güzel şeyin arasından arada bize de ayırabilirseniz ne kadar mutlu oluruz biliyor musunuz? Kendim için istemiyorum sadece. Benim gibi tek derdi hayatta kalabilmek olan başka bir dostum gülsün bugün de. İnsanlar kendi gölgeleri dışında gölgelerde var sokaklarda bunu bilsin yeterde artar bile.
Kahvaltı faslını geçtiysek gelelim trafiğe. Hani şu çığırınızdan çıktığınız, birbirinizi yediğiniz, sinirlerinizin alt üst olduğu meseleye. Araba kullanmak nasıl bir duygu bilmiyorum, ya da bir toplu taşıma aracıyla bir yerden bir yere yetişmeye çalışmadım daha önce, ama ne kadar sıkıntılı olabilir ki bununla yaşadığını bile bile? Pazartesi haftanın ilk günüdür mesela trafik sıkıştır gördüğüme göre. Akşamüstleri de sıkışık oluyor trafik, kornalardan, bağrış çağırıştan anladığıma göre. Siz hangi saatlerde yolların sıkışık olduğunu bildiğiniz halde o yola -ne erken ne geç- tam sıkışık saatte çıkıp özellikle mi canınızı sıkıyorsunuz ne. Neyse ya bana ne. Siz birbirinize küfürler savurup sinirlerinizi alt üst ederken ben ne kadar gülüyorum o halinize bir bilseniz. Eğlence oluyor bana da hiç değilse.
Öğlen oldu mu mutlu oluyorum ben. Hava ısınmaya başlıyor hafiften. Güneş kendini gösterirse hele değmeyin keyfime. Çöpleri karıştırıp bir şeyler bulduysam bi de, benim için muhteşem bir gün olacak demektir, ama mideniz bulanmasın diye girmiyorum bu konuya da tabiki...
Canımı sıkan bir olay oldu biraz önce. Bu hayatı ben seçmişim, onca seçeneğim varmış da ben bu halde gezmeyi seçmişim gibi bana baktı bir çocuk daha korkan gözlerle. En çok da bu üzüyor beni biliyor musunuz? Çocuklar neyse de, siz baktınız mı o olgun beyinlerinizle bana, baktığınız zaman o acıyan gözlerle, yerin dibine batıyorum ben, batması gereken siz olduğunuz halde. Kaldıramıyorum kafamı, dik duramıyorum size karşı. Siz korkarak geçerken yanımdan, elim ayağım kilitleniyor her defasında. Korkutmayayım telaşı yayılıyor tüm vücuduma. Gelemiyorum yanınıza bana iş ver, ne olsa yaparım diyemiyorum içten bir şekilde. Onlarca kişi işsiz sokaklarda gezerken bizimle konuşmaya bile tenezzül etmezsiniz diye. Denediğim ve terslendiğim günlerde geliyor arada aklıma, ama haklılar diyip geçiyorum sen kendi işine bak diyerek o küçük aklıma.
Hava kararmaya başlıyor, sizin için günün en mutlu anı geliyor yani. Hava kararır, programı olmayan evine, programı olan arkadaşlarının yanına gider çünkü. Ben ise yalnızım yine. Kalabalığın çekildiği sokaklarda, tek dostum olan köpeklerle içebilecek kadar para kazandıysam karıştırdığım çöplerden çıkan tenekelerle, bir şişe şarap ısıtır beni gecenin soğuğuna meydan okuyarak bu gece de. Sızdım mı ıssız bir parkta yine, güneş doğana kadar yeter o bana. Sonrası yine bildiğiniz terane.
Veda vakti geldi şimdi son veriyorum söyleyeceklerime. Eğer size biraz olsun anlatabildiysem bir günümü, anlatabildiysem ne kadar saçma şeylere üzüldüğünüzü o konulara teker teker girmeyerek, ne kadar mutlu olurum anlatamam size. Biz bu hayatı seçmedik tekrarlıyorum yine. Hayat size çok acımasız sanıyorsunuz. Uyumadan önce dualarınızda yakınıyorsunuz Allah’a, hep fazlasını istiyorsunuz. İstemeyin demiyorum, diyemem de ne haddime. Ama düşünün biraz sadece. “Üşümeden bir gün geçirdiği için mutlu olanlar var mıdır?” diye. Bir şeyler bekleyecekseniz hayattan her gün isyan edercesine, önce şükretmeyi öğrenin elinizdekinin kıymetini bilen bir şekilde.

Ahmet GÜREL
Av. Çiler Nazif...
Benal AKMAN
Berna BRIDGE
Cemre GÜMRÜKÇÜ
Çağnur ŞARMAN
Dr. Tuna YILMAZ
Ferda Ercan UYULAN
Gizem SEZGİN
Işık TEOMAN
Mehlika ÖKTEM
Meltem ONAY
Merve TIRAŞÇI
Necdet GONCAGÜL
Özlem DEMİRCAN
