Yazarlar
Anket
.jpg)
Ruhumuzu satın alamayacaksınız!
“Benim ülkemde bağımsızlığı duymadan, laiklik ne bilmeden, Atatürk’ün bu ülkeyi bize nasıl kazandırdığından bihaber çocuklar büyüyor. Benim ülkemde insanlar ceza vermeyi biliyor sadece, öğüt vermeye sıra gelince dudaklarını mühürlercesine…”
Ben İzmir’de doğdum, İzmir’de büyüdüm. Ülkesini koşulsuz seven bir şehrin çocuğuyum yani… Milli bayramlarda balkonlarımıza astığımız bayraklarla değiştiririz biz, bu kentin rengini. Çok severiz ülkemizi. Ama öyle diğer sevdiğini söyleyenler gibi değil, biz bir başka severiz bu ülkeyi. Ülkesine yapılmış en ufak bir hatayı kendisine yapılmış gibi görür ‘İzmirli’. Türkiye Cumhuriyeti’nin laik, bağımsız, çağdaş dokusunu en derinlerinde yaşar. Belki en batısındadır ülkesinin, ama doğusu ağladı mı benim şehrim de ağlar. Doğusundan ölüm haberi, şehit haberi geldi mi kendi kardeşi ölmüş gibi yas tutar. Bir ana, bir baba ağladı mı içi sızlar, kendi canı acımış, kendi kanı akmış gibi…
Bu ülkeyi, bu toprakları karış karış geri kazandı benim atalarım. Bu ülkede bağımsız bir Türkiye Cumhuriyeti kurdu benim büyüklerim. Benim vatandaşım omuz omuza, yürek yüreğe düşmanın elinden kurtardı bu ülkeyi. Acılar çekti, kanlarını akıttı, binlerce kişi öldükten sonra bile bir saniye olsun bağımsız bir Türkiye Cumhuriyeti hedefinden şaşmadı.
Ama bugüne gelirsek… Benim topraklarımda terör var ne yazık ki! Benim ülkemde bağımsızlığı duymayan, ‘laiklik’ nedir bilmeyen, Atatürk’ün bu ülkeyi bize nasıl kazandırdığından bihaber çocuklar büyüyor. Benim ülkemde insanlar ceza vermeyi biliyor sadece, öğüt vermeye sıra gelince dudaklarını mühürlercesine... Benim ülkemde kardeş, kardeşi öldürüyor yeri geldiğinde!
Ben herkesin kardeş olduğunu öğrendim ilkokulda. Paylaşmayı öğrendim zamanla. Mutlu olmak için mutlu etmenin önemini anlatanlarla yaşadım küçüklüğümü. Kaloriferli bir ilkokul sınıfında, tüm öğretim malzemeleri bulunan bir okulda, gülümseyen öğretmenlerin sıcaklığıyla geçirdim o güzel günleri. Bu insanlar, biz burada öğrenirken hayatı, öğrenemeyen kardeşlerimizin de olduğunu söylediler bizlere. Her gün… Sıkılmadan… Kalemlerimizi yolladık, kitaplarımızı yolladık, kıyafetlerimizi yolladık. Biz bir köy okulunda bir kardeşimizin daha mutlu olduğunu hissedince yüzlerimizde gül açanlardık.
Ülkemin en doğusu geçen ay içerisinde sarsıldı. Kaç kere hem de... Kaç kardeşim evsiz kaldı, Onlar ailesine artık çok uzaktı. Yaşıyor olmanın mutluluğu unutuldu benim ülkemde. Ben yaşarken benim kardeşim üşümesin telaşı başladı Türkiye’nin her metrekaresinde. Kampanyalar, yardımlar, organizasyonlar ve bir kişi daha gülsün diye canını dişine katanlar… Benim ülkem her metrekaresini önemsediğini gösterdi yani geçen ay, kardeşini düşündüğünü gösterdi, önceden kimin, kimin kanını akıttığını umursamadan…
Bütün bu acının bir an olsun içimize gömüleceği, dostluğumuzun isteyince pekişebildiğinin gösterileceği o an; Cumhuriyet Bayramı gelecekti ardından. Bu ülkeyi omuz omuza kuran atalarımızın ulaştığı dostluğu tekrar ettiğimiz o günlerde, ödülümüzdü kutlamak bu bayramı, bir gün sonra aynı hassasiyeti takınacağımızı unutmadan. Kollarımızdan siyah bandı bir an olsun çıkarmadan.
29 Ekim günü geldi çattı. Eskiden benim ülkem Cumhuriyet’in resmen ilan edildiği o günü kutlamak için sokaklara dökülendi… Benim ülkem askerleriyle, gençleriyle, anneleriyle kutlayandı o günü en derinden... Doğusuyla, batısıyla, kuzeyiyle, güneyiyle üzerinde rahat nefes alabildiği bu toprakları bize kazandıranlara teşekkür edeceği, bu ülkenin ne zorluklarla ne fedakârlıklarla kazanıldığını bir kez daha kafasına yerleştireceği gün gelmişti yani yeniden. Ben bu günün bu coşkunun insanı insana, kardeşi kardeşe bağlayan bu bayramın kutlanmamasını hazmedemem. Ben askerin denize döküldüğü sahilde yürümüş, bu toprakları kazanan askerlerin şehitliklerinin önünden geçerken kalbini acı bürümüş bir çocuğum. Ben Türk Bayrağı’nı dalgalanırken görünce yüzü gülen, içi ferahlayan bir adamım. Doğuda Atatürk’ün kim olduğunu bilmeyen kardeşlerim yaşarken, bu ülkenin nasıl kazanıldığını bilmeden birbirini öldüren insanlara kendimizi en iyi gösterebileceğimiz an gelmişken, her milli bayram bir gencin daha bunu görmesini sağlamak için büyük bir şansken, ben bir bahane daha KABUL EDEMEM! Benim insanım iki işi en iyi şekilde yapabilendir. Üzülmeyi bildiği gibi sevinmeyi de bilen... Acıyı yaşamasını bildiği gibi, içine gömmesini de bilen... Kaybına üzülen, anaların ağlamamasını isteyen, yeri gelince birbirine nefret püskürüp, yeri gelince en büyük dostluk örneğini gösteren... Ben Atatürk’ün açtığı yolda gösterdiği hedefe durmadan yürüyeceğime yemin eden, olanları kabul etmek yerine öğretildiği gibi, daha önce atalarımızın da yaptığı gibi karşı gelinmesi gerektiği yerde bir an olsun çekinmeyen... Siz ise bulunduğunuz mevkiinin geçiciliğini fark edemeden, kafanıza göre bu ülkenin değişilmezlerini değiştirmeye çalışırcasına kararlar veren… Bu ülke buna izin vermez! Bedenimizi satın alabilirsiniz ama ruhumuzu asla satın alamayacaksınız. Bunu beyninize kazıyın, LÜTFEN!

Ahmet GÜREL
Berna BRIDGE
Beyza IŞIK
Cemre GÜMRÜKÇÜ
Çağnur ŞARMAN
Ferda Ercan UYULAN
Işık TEOMAN
Meltem ONAY
Necdet GONCAGÜL
Özlem DEMİRCAN
