Yazarlar
Anket

Cumhuriyet ve bayram
Hüzünlü düşüncelerim, sonbaharın hüznüne karışıyor. Ancak, Cumhuriyet Bayramı, Atatürk ve dedelerimizin ruhu düşüncelerimi, duygularımı aydınlatıyor, bana mücadele gücü veriyor...
Ekim’de sonbahar gelir İzmir’e... Sarı, kızarmış yapraklar, günler kısalır, hava ılık, daha soğuklar başlamamış… Sonbahar hüzünlüdür. Ekim’in bu hüznünü kendimi bildim bileli coşkuyla kutladığımız Cumhuriyet Bayramı bir sevince dönüştürür. Birinci Kordon’da her yıl koşar 'resmi geçit' izleriz, tüylerimiz diken diken, kağıt bayraklarımızı sallarız. Balkonlarımızı bayraklarla donatırız. Yine aynı heyecanı yaşıyorum bu ay. Neden bu kadar heyecanlanırız her yıl, Cumhuriyet Bayramı’nı kutlarken?
Çünkü Cumhuriyet, ulusumuzun egemenliğini kanıtlayan yönetim biçimidir. Mustafa Kemal, Ulusal Kurtuluş Savaşı’na başlarken 23 Nisan 1920'de T.B.M.M’yi açarak, hem ulusal iradeye dayanmış, hem de yeni kuracağı devletin temellerini atmıştır. Kurtuluş Savaşı tamamlandıktan sonra, önce saltanatı kaldırmış, daha sonra 29 Ekim 1923’te devletin adını Türkiye Cumhuriyeti koymuştur. Böylece tüm dünyaya yeni kurulan devletin Osmanlı’nın devamı olmadığı, yeni bir devlet olduğu mesajını da vermiştir.
Cumhuriyet’in ilanını izleyen yıllarda iki kez çok partili demokrasi denemesi yapılmış, ancak ekonomik, siyasi ve kültürel şartlar nedeniyle bir sonuç alınamamıştır. Yaklaşan 2. Dünya Savaşı da önemli bir etkendir. O yılların bütün zorluklarına rağmen Cumhuriyet’in kazanımları oldukça fazladır. Halifeliğin kaldırılması, eğitim ve öğrenim birliğinin sağlanması, kıyafet ve ölçülerde yapılan yenilikler, medeni kanun, kadınlara tanınan siyasi haklar, soyadı yasası vb...
Bilindiği gibi Cumhuriyetçilik ilkesi ATATÜRK’ün altı ilkesinin başında gelir. Diğer ilkeler Cumhuriyetçiliği besler ve destekler. M. Kemal Atatürk “Benim en büyük eserim Türkiye Cumhuriyeti’dir” demiştir. Aradan geçen yıllar göstermiştir ki Cumhuriyet yönetimi olmadan çağdaşlaşma mücadelesi verilemez. Laik ve Demokratik Hukuk Devleti varlığını sürdüremez. Türkiye’nin içinde bulunduğu coğrafyada saygın bir devlet olarak yaşaması, hatta lider bir ülke olması, laik Cumhuriyet’in yaşaması ile yakından bağlantılıdır.
ATATÜRK, bize bilime ve akla dayanan, temelinin kültür olduğu bir Cumhuriyet armağan etmiştir. Türk vatandaşlarına düşen görev de, Cumhuriyeti içerden ve dışardan gelecek tehlikelere karşı korumak, ATATÜRK İlke ve Devrimleri'ne büyük bir inançla sahip çıkmaktır.
Cumhuriyetin kurulduğu ilk yıllarda büyük önder ATATÜRK’ün yanında bize bu günleri armağan eden büyükanne ve büyükbabalarımızın yaşadığı Türkiye’yi ve onların ruh halini düşünüyorum. O günlerin Türkiyesi'nde yol yok, elektrik yok, telefon yok, yokluk var. Ama bir de yürek var. İdealler var. İnsanlık var. Kardeşlik var. Coşku var. Vefa var. Şimdinin Türkiyesi'ne bakıyorum. Yol var, elektrik var, telefonun her çeşidi var, plazma TV, digitürk var, ama insanlık yok, kardeşlik yok, coşku yok, vefa yok, idealler yok, yürek yok… Herkes üç kuruş için birbirini aldatmak, kandırmak, kısa yoldan kazanç derdinde. Ülkemin bu halini gördükçe, keşke dedelerimin yaşadığı günlerde yaşasaydım bu ülkede, yokluk görseydim, ama kardeşlik, mertlik, dürüstlük, çalışkanlık görseydim, onuncu yıl marşının coşkulu, çağdaş dünyasını yaşasaydım diyorum…
Hüzünlü düşüncelerim, sonbaharın hüznüne karışıyor. Ancak, Cumhuriyet Bayramı, Atatürk ve dedelerimizin ruhu düşüncelerimi, duygularımı aydınlatıyor, bana mücadele gücü veriyor, daha da dimdik, etik, ahlaklı ve mütevazi bir varoluş içinde.
Hepimizin Cumhuriyet Bayramı kutlu olsun. Kıymetini bilelim Cumhuriyetimizin, hep birlikte yine geçek bir coşkuyla kutlayalım, koruyalım, yüceltelim, sahip çıkalım. Kasım’da Atatürk Haftası bizi bekliyor. Sevgili liderimiz Atatürk’ü birlikte anacağız, sevgiyle, saygıyla, hasretle.... Kasım’a kadar sevgiyle kalın…

Ahmet GÜREL
Beyza IŞIK
Burakhan UYGAN
Cemre GÜMRÜKÇÜ
Çağnur ŞARMAN
Ferda Ercan UYULAN
Işık TEOMAN
Meltem ONAY
Necdet GONCAGÜL
Özlem DEMİRCAN
