Yazarlar
Anket

Cemre GÜMRÜKÇÜ
Kaybolan teknoloji
Kaybolan teknoloji
Kimi çocukluğunda, kimi yetişkinliğinde kullandı bu ürünleri… Kimi yaşlılığında yakalayabildi… Teknoloji hep vardı aslında, hayatımızın bir köşesinde sakin sakin dururken şimdilerde kazandığı hız sayesinde ondan yararlanmayan yok…
Teknoloji deyince aklınıza ne geliyor? Çevrenizde gözünüze ilişen ilk kişiye sorun. Birçoğunun olduğu gibi onların da aklına elektronik eşya gelir. Bir erkekseniz piyasaya yeni sürülen hızlı arabalar, kadınsanız yeni çıkan beyaz eşyalar, hani şu kendi kendini temizleyenlerden... Küçük ev aletleri, aaah hani o, geçen gün gördüğünüz düdüklü tencere var ya buharı çıkmadan kesinlikle açamıyorsunuz, pişireceğiniz yemeği üzerindeki düğmeden seçiyorsunuz, kendi kendine süreyi belirliyor ve piştiğinde sinyal vererek sizi uyarıyor. Ocak zaten üzerindeki tencereyi algılıyor, çocuklu aileler için bire bir… Eğer gençlerden birine sorarsanız da telefon, mini mp3/mp4 çalarlar ya da son zamanların gözdesi netbook cevaplarından birini alırsınız.
Geçtiğimiz ayın yazısını teslim eder etmez düşünmeye başladım, bu ay ne yazacağımı. Teknolojinin nimetleri… Teknolojinin getirdikleri... Teknolojinin götürdükleri… Hayır, hiçbirini yazmak istemiyorum. Çünkü tüm bunları tartışabilmek için önce teknoloji hakkındaki anlam karmaşasını düzeltmek gerek. Teknoloji, insanoğlunun doğaya başkaldırısıdır. Kendini doğadan güçlü kılma çabasıdır aslında. Ve tüm bunlara rağmen gereklidir. Kâğıt elde edebilmek için ağaçtan daha ucuz, kolay dönüştürülebilir bir şey olmasını tüm kalbimle isterdim ama o ağaçlar feda edildi ve biz kitapları, gazeteleri, dergileri bu sayede okuduk. Sonra baktık ağaç kesmek çok pahalıya geliyor, geri dönüşüm keşfedildi. Yoksa güzelim ağaçlar patır patır kesiliyor diye değil. Bununla beraber teknoloji, üzerimizde medeni bir rüzgâr estirmeye başlamış oldu tabi. Medeniyete kavuştuk kavuşmasına ama teknoloji bilimle birleşip atomu parçalarına ayırırken insan insanı öldürmek için bunu kullandı.
Bu yazıyı okurken etrafınıza bakmanızı istiyorum sizden. İşyerinin konforlu koltuklarında etrafı serinleten klimanın ince esintisi saçlarınızı titretirken ya da artık abonesi olduğunuz kafenin içinizi kıpır kıpır eden havası içinde bambu sandalyelerin verdiği rahatlığı yaşarken, evinizdeyseniz LSD televizyonunuzun karşısında eski de olsa rahatlığını hala yitirmemiş kanepenizde ayaklarınızı uzatmış otururken Ege Life dergisini okuyorsunuz. Elinizde tuttuğunuz bu dergi hayatın bizi alıştırdığı rutinlik içerisinde pek bir anlam ifade etmeyebilir. Ancak matbaa 8.yy’da icat edildi ve Türkiye’de ilk matbaa 1726 yılında kuruldu. O günden bu güne çok değişiklik ve çok yenilik yaşansa da temelde 8.yy’dan ileri durumda değiliz.
Her gün görüp, dünya var oldu olalı varmış gibi karşıladığımız nesnelere dikkat bile etmiyoruz aslında. Sadece gelişen telefonlara, müzik çalarlara, arabalara karşı duyarlıyız. Halbuki su içtiğimiz pet şişeden tutun da, engelli vatandaşlarımız için döşenmiş yumuşak yapılı akıllı yollara kadar her şey iyi düşünülmüş teknolojinin ürünü. 21.yy’da hayatın her anı teknolojinin izlerini taşır. Bu yüzden yaşam tarzlarımızın da artık modası var. Yeni moda yaşam tarzı da kentten köye göç etmek. Çevrenizde trafikten, işten, çevre kirliliğinden, televizyon dizilerinden, hayat pahalılığından şikâyet eden birileri varsa biraz sonra konuyu köy yaşantısına özendiğine getirecektir. Teknoloji’nin insan üzerindeki popülerliğinin bir çan eğrisi bu, o kadar hayatımızın her anındaki doyum noktasına ulaşmak çok hızlı gerçekleşiyor. Sonrası kısa süreli bunalma hissi. Şimdilerde bahsedilen köy yaşantısı da aslında köy yaşantısı değil. Büyük kentlerde ağza sakız olmuş ‘köy’ aslında yazlık, sessiz ve şehirden daha sakin bir ortamı betimler. Yoksa köy içinde traktör sesleri arasında, gıdaklamalar, melemeler vs. birçok sesin içerisinde hemen rahatsız olur şehir insanı. Köy yaşantısına buzdolabı, televizyon, telefon, mutfak robotları, fırın, ocak, araba gibi gün içerisinde çok sık kullanılan ürünler olmadan geçiş yapmaz hiçbir kent şikâyetçisi.
Hızlı üretim, hızlı tüketim ve kısa sürede çöp olan enerji
Bir de bahsetmek istediğim, zamanında çok popüler olup almak için can attığımız, elimizden düşürmediğimiz, evimizden eksik etmediğimiz ama şimdilerde adını bile hatırlamakta zorlandığımız ve tozlu raflarda zamanla yok olmuş teknolojik ürünler var.
Mesela disket dersem birçoğunuz hatırlar. O zamanlar harici diskler ve usb bellekler yoktu. Disket en iyi depolama alanı sağlatan araçtı. Sonra yerini cd, dvd, usb, bluray, harici diske bıraktı.
80’li yılların ortasından neredeyse 90’lı yılların sonuna kadar en büyük eğlence kasetlerdi. Yerli, yabancı sevilen bütün şarkıcıların kasetleri alınır. Alınamıyorsa kasetçide karma kaset yaptırılırdı. Kasetçalar ve teyplerde dinlenirdi. Daha sonra kasetçalar ve teypler rafa kalkarken, walkmanler podyumda yerini aldı. Ne yazık ki onun da popülerliği çok uzun sürmedi çünkü cd ve cd çalarlar patladı. Şimdiyse hepsinin yerini mini mp3/mp4 çalarlar aldı. Daha eski zamanların plakları ise antika olarak hala satılıyor. Diskolarda, barlarda, konserlerde kullanılan turntable’ın atası da pikaplardır.
Eskiden, çok eskiden gazeteler kuşun harflerle ya da dizgilerle tek tek basılırken, şimdi binlercesi tek tuşla üstelik dijital olarak basılabiliyor. Telex ve daktilonun tahtına da bilgisayar oturmuş durumda. Fotoğraf makineleri, film ve banyo yaptırılmaya gerek duyulmayacak şekilde geliştirildi. Renk seçenekleri, yüze veya gülümsemeye odaklanan objektifler, ışığı kendi kendine ayarlama, otomatik netlik ayarı vs. birçok özelliğiyle deklanşöre basmaktan başka bir şey yapmaya gerek kalmadı.
Tüplü televizyonlar, ateri ve gameboylar artık sadece çocukluk anılarımızda... Commodore 64, twitter ve facebook bir yana mirc ve ICQ’ya bile bağlanamıyordu ancak onunla oyun oynamak zamanının en zevkli şeyiydi mesela. 90’larda fax makineleri, beta cam kasetler el üstünde tutulurken, şimdilerde telefonumuzla mail atabildiğimiz için bu ihtiyar teknoloji ürünlerini hiç hatırlamıyoruz. Bu örnekleri sonsuzca çoğaltmak mümkün…
Diyeceğim odur ki; teknoloji hayatın her yerinde, her anında… Hızına yetişmek veya ondan kurtulmak mümkün değil. Önemli olan onu ne amaçla ve ne kadar kullandığımız
Tüm Yazıları
- Twitter Microsoft iş birliği ile herkes aynı dili konuşacak
- Sevgililer Günü’ne online bakış
- Kadınlar teknolojiye dokundu
- iPhone 4S’te bir terslik var!
- Dünya’nın kaderini baştan yazdılar… Steve JOBS & Dennis Ritchie
- Teknolojiye RETRO dokunuşu
- Sosyal sorumlulukta internet eli
- Kaybolan teknoloji
- 2015’te internet trafiği 1 zettabyte’a yaklaşıyor!
- Teknolojide Prangalı Dönem..
- Babam'a

Ahmet GÜREL
Berna BRIDGE
Beyza IŞIK
Burakhan UYGAN
Çağnur ŞARMAN
Ferda Ercan UYULAN
Işık TEOMAN
Meltem ONAY
Necdet GONCAGÜL
Özlem DEMİRCAN
