Yazarlar
Anket

Işık TEOMAN
UNESCO dünya tarihi miras listesine aday
UNESCO dünya tarihi miras listesine aday
Sahip olduğu 700 yıllık servi ağaçlarıyla insanın içini ürperten Cumalıkızık Köyü, UNESCO dünya tarihi miras listesine aday önemli bir kültür mirası
Köyün girişine geldiğinizde meydana sıralanmış tezgahlardan fırından yeni çıkmış ekmek kokusu genzinize doluyor. Kadınların pişirdiği gözlemelerden yayılan kokular ise tok insanda bile açlık hissi uyandırıyor. Tarihi meydanda görkemli bir şekilde boynunu göğe uzan asırlık çınar ağacı konukları karşılıyor. Köyün girişindeki tarihi mezarlık gömüye kapatılmış. 700 yıldan daha eski olduğu anlaşılan ve eski yazıların ağırlıkta olduğu mezar taşlarının sıralandığı gömü alanında mermer kullanımı yasaklanmış. Köyün girişinden, ara sokaklara kadar uzanan eski yapıların hemen hepsinin önünde kadınlar gelip gidenlere bir şeyler satmaya çalışıyor. Kimi odun ateşinde pişirdiği ekmeğini, kimi güneşte olgunlaşmaya bıraktığı rengarenk kavanozlara doldurulmuş reçellerini, kimisi de dağlardan toplayıp kuruttuğu mis kokulu otlarını…
Köyün içine girişi önlemek için okul ve hemen karşısındaki arsa otopark olarak kullanıma açılmış. Ancak bu yasağa köyde yaşayan vatandaşlar pek uymuyor. Fotoğraf çekmek isteğiniz özellikli bir tarihi binanın önüne park eden son model bir araç ile tezat görüntü oluşturuyor. Bu nedenle birçok binanın fotoğrafını çekemiyoruz. Osmanlı sivil mimarisinin en güzel örneklerini oluşturan ve içlerinde hala yaşamların sürdürülebildiği evlerin olduğu, özgün yapısıyla günümüze kadar bir açık hava müzesi gibi ulaşabilmiş, tarihi-doğal-kültürel değerleri ile koruma altına alınan, UNESCO dünya tarihi miras listesine aday olan Cumalıkızık Türkiye’nin ve dünyanın önemli bir kültür mirası, Bu 700 yıllık Osmanlı Köyü’nden söz ediyorum. Cumalıkızık’ta kadınlar önemli bir projeye el atmışlar Cumalıkızık Kadınları Eğitimi Dayanışma ve Kalkındırma Derneği köyün girişindeki binasında, pansiyonculuk da yapıyor. Kahvaltı dahil geceliği 30 lira ve sudan ucuz. Dernek üyesi kadınlar gün boyunca gözleme, kahvaltı, ev ürünleri ve reçellerin satışını binasının önünde yapıyor. Tezgahta reçeller, mis gibi kokan cevizli ekmeler, erişteler, kurutulmuş otlar, tığ ile işlemiş elişleri alıcı buluyor.
Bursa’nın koruma altına alınmış birkaç köyünden biri olan ve uluslararası örgütler tarafından da sahiplenilmiş olan Cumalıkızık, Bursa’nın merkezine on kilometre uzaklıkta. Biz İzmir’den gittiğimiz için uzun bir yolculuktan sonra köye ulaşabildik. Yollarda kahvaltı dışında pek mola vermediğimiz için sabah saat altıda başladığımız yolculuğumuzu onbir gibi Bursa merkezde sonlandırdık. Kent merkezinde vakit geçirdikten sonra öğle yemeğinde çiğ börekler ile karnımızı doyurduk. On dakikalık bir yolculuğun ardından Cumalıkız’a ulaştık. Aracımızı otoparka bıraktık. Köyün girişindeki mezarlıktan gelip gidenleri selamlayan yaklaşık 700 yaşındaki servi ağaçları insanın içini ürpertiyor. Adımınızı attığınız anda teknolojiden, sanayiden, asfalttan, betondan, kent gürültüsünden, korna sesinden uzaklaşıyorsunuz. Bir anda 700 yıllık geçmişe sahip bir köy yaşamının içine dalıyor insan.
Gün boyu her sokağından birkaç kez geçtiğimiz Cumalıkızık Köyü, 700 yıl önce yapıldığı gibi ayakta duruyor. Dar sokaklarında kaldırım yok. Çünkü araç trafiğinin bulunmadığı bir köyde 700 yıl önce yayalara kaldırım yapmayı düşünecek değil ya! adamlar… Kış nedeniyle akşam saat dört gibi hava kararmaya, ovadan esen sıcak rüzgar yerini insanın içini üşüten hava ile değiştirirken, tezgahlardaki ürünler, kadınlar tarafından büyük kovalara doldurulup evlerine taşındı bile. Öğlen saatlerinde sokaklarında yüzlerce insanın yürüdüğü Cumalıkızık bir anda sessizliğe büründü. Sokak lambalarının yanmasıyla birlikte de tüm köyün üzerine karanlığın yanında hüzün de çöktü. Saatler altıyı gösterdiğinde el ayak çekildi, eski yapıların pencerelerinden lambaların zayıf ışıkları açık kalmış perdelerin ardından sokağa yansıdı. Rüzgar hızını artırdı, mezarlık servileri görkemli gövdeleriyle sallanmaya başladı. 700 yılık ahşap kapılara birer birer kilit vuruldu; ertesi gün başlayacak olan yeni güne “merhaba” diyene kadar.
Tüm Yazıları
- Gölcük’te kar keyfi
- Kuş cenneti suya doydu…
- Anadolu’da özel bir köşe
- Karaçamlar Müzesi
- Yüreklerini bırakıp gittiler 19. Yüzyılın çağdaş kenti: Kayaköy
- Yazın da üşünür
- Akdağ’ın güzellikleri
- UNESCO dünya tarihi miras listesine aday
- Sisler bulvarı
- Düşlüyorum neden olmasın?
- 700 Yıllık Açık Hava Müzesi: Cumalıkızık
- Spil Dağı’ndan Bayındır Ovası’na
- Dodurgalar Keloğlan Mağarası’nı hiç duydunuz mu?
- Dünyanın fıstık deposu
- Kara Biga
- SAKIZLI YAŞAM
- Midilli bilirdim Lesvos çıktı…
- Altın aramak serbest, hamak kurmak yasak...
- Bir günde dört mevsim

Ahmet GÜREL
Berna BRIDGE
Beyza IŞIK
Burakhan UYGAN
Cemre GÜMRÜKÇÜ
Çağnur ŞARMAN
Ferda Ercan UYULAN
Meltem ONAY
Necdet GONCAGÜL
Özlem DEMİRCAN
