Yazarlar
Anket

İslam atomculuğu ve kuantum fiziği bağlantısı
Belli çizgiler geçilip, doğa işleyişinin temellerine inildiğinde, matematiksel formüller dahi tutarlılığını kendi içinde kaybetmeye başlayacaktır.
Bilim her şeye yanıt verebilir mi?
Bilimin kanunları, fiziksel gerçekliğin nasıl yapılandığını, kaynağını, neden oluştuğunu, amacını açıklamakta yetersiz kalır. Bu nedenle, zaman zaman ilahiyat ve felsefe ile yardımlaşabileceği yollara bilimin de gereksinimi bulunur. Diğer yandan, felsefi fragmanların çoğu bilimle kanıtlanır.
Çağdaş fizik, bazı kuantum teorileri ile ilahiyat ve sufi yorumlarla uyumlu hale geliyor, aşkı ve ilahi büyük düşünceyi kabul ediyor. Evrenin kendi kendine yetemeyeceğini, var olamayacağını imgeliyor. Fizik bilimcileri, ilk sebep ve sürekli yaratım için transandantal bir Yaradan inancına felsefi olarak sahip çıkmakta görünüyorlar.
''Başlangıcı olan her şeyin bir sebebi vardır.'' Bu ilke, evrenin zamansal başlangıcını öngörür. Hawking ve bazı bilimciler; “Yaratıcı” inancına zıt olarak, atom altı dünyada partiküllerin sebepsiz bir halde varlık sahasına çıktıklarını, evrenin başlamasına nedensiz kuantum olayları yol açmışsa, bunun, evrenin varlığı için neden arama gereğini kaldırdığını savunmaktadırlar. Sanal parçacıkların boşlukta aniden belirerek tekrar yok olmaları olayına “kuantum boşluk dalgalanmaları” denir. Evrenin boşluktan, sıfır enerjiyle rastgele ve nedensiz kuantum dalgalanmaları ile oluştuğu bir teoridir, büyük patlamayı reddetmez, yalnız, patlamaya tünelleme olgusunun yol açtığını öne sürer.
Oysa Einstein, temel parçacıkların hem dalga hem tanecik davranışları nedeniyle, kuantum seviyesindeki belirsizlik ilkesinin, doğanın yalnız kendisine ait olamayacağını kanıtlamaya çalışmıştır. Fizikçilerin atomların derinliklerinde keşfettiği mistik dünya, mantığı aşan, şaşırtıcı bir alemdir. Madde en küçük hale gelene dek parçalansa, onun artık nesnenin ayırt edici hassalarını taşımayan, atom altı küçüklüklerde sürekli şekil değiştiren, dalgaların parçacık, parçacıkların dalgaymış gibi davrandığı evrenin temel maddesi kuanta’lar haline dönüştüğü görülür. Nesnelden çok; düşünsel ve holografik olan evreni yansıtan beyin de bir hologram sayılmaktadır.
Demokritos ve dolayısıyla atomcular, bölünmez bütün olarak nesnelerin sadece atomlardan oluştuğunu, her şeyin yaratılmamış, yok olmayacak özdeksel atom sayesinde, zorunlu ve mekanik bir nedensellik ile devindiğini söylerken, salt maddecilikten yanadırlar. Bu düşünüş, ‘’Yaratıcı’’ fikrine uyum sağlamaz. Zira, hem ereksiz, hem de mecburi mekanik bir alanda kalarak, kainatı belli amaçlarla açığa çıkaran bir Yaradan’a yer vermeyi düşünmemektedirler. Üstelik, atomların olabilmesi için, madde ötesi boş mekanı şart koşan böylesi bir atomculuğun anlaşılması güç bir paradoksu da ortaya çıkar. Atomcular, evrenin sonsuz olarak bölünemeyeceğini, atomların sonlu olduğunu söylerken, aslında mekan sonsuzca bölünebilir.
İslam düşüncesinde atomculuk yaklaşık 9. yy’dan itibaren üzerinde önemle düşünülen konu olmaya başladı. İslam kelamcılarına göre de, cisimler atomlardan oluşmaktadır ve atomların hareket edebilmesi için boşluğun bulunması gerekir. Maddenin bölünmezliği, yani atomculuk teorisi benimsenirse, maddenin varlıkta belirlenimi, niteliği ve nesnelerde ortaya çıkışını temellendiren aşkın bir ilkenin müdahalesi zorunlu olur diye düşünürler. Dolayısıyla, yaratıcı Tanrı fikri açık bir şekilde kendini kabul ettirir. Nedensellik sürecine bağıl düzenlenen Aristotelesçi mekanik alem anlayışı ise, Allah'ın alem üzerindeki hakimiyetini açıklamakta yetersiz kalıyordu.
İslam kelamcılarına göre, atomların özelliği faniliktir ve bu Demokritos atomculuğuna zıttır. Görünen her şeyin cisim olduğunu öne süren düşünüşü yadsırlar. Kelamcıların atomculuğu benimsemeleri; Allah’ın varlığını kanıtlamak için atomlardan faydalanılışıdır, zira atomlar sonlu, ölümlü, hacimleri nedeniyle de sınırlı, sonludurlar. Evren de aynı konumdadır. Atomlara cevher değil araz olarak bakarlar. Diğer bir deyişle cevher ve araz düalizmini Aristo’cu cevher bakışından bambaşka bir sahada geliştirmişlerdir. Araz bir anda oluşur, akabinde yok olur, devamlılığı ve kalıcılığı yoktur, var olmak için dayanacak cevhere muhtaçtır. İşte bu nedenle, İslam kelamcıları, akaid ilmindeki delillerle, atomculuğu farklı yorumlayarak, maddeye devamlılık, sonsuzluk atfında bulunulamayacağını ve evrenin yaratıldığını savunurlar.
Kelamcıların rasyonalist atom teorisi, bazı İslam filozoflarının savundukları kainatın ezeliliği fikrini yadsımak için geliştirilmiştir. Bu doktrinle, ilahi ilkenin tartışılmazlığı belirlenirken, bazı modern fizik teorileri, kelamcılar tarafından sistemleştirilen İslam atomculuğunun önemli ilkelerini onaylar ve alemi bambaşka perspektiflerle anlatır.
Farkındalığın huzuru ile esenlik sizin olsun.
- Batıl inançlar
- Rüya ufuklarında...
- Dijitalleşen dünya ve Simülakr
- İksirlerle sonsuz bir soluk
- Sembolizmde kuşlar
- İslam atomculuğu ve kuantum fiziği bağlantısı
- Dünden bugüne kriptomların dili ve modern şifreleme yöntemleri.
- Şifa Çemberi ve Kızılderili totemlerinin burçlarla ilişkilendirilmesi
- Evrensel Kayıtlar
- Ezoterizm’de Gül ve Lotus
- Sessiz Ses'in getirdikleri
- Empati Gücü
- Zaman
- Dünya’nın kara ve beyaz enerji akımı ley hatları
- Uzaktan zihin denetimi
- İkiz ruhlar ve Eş ruhlar
- Rune Falı
- Renklerin gücü
- Kutsal Geometri ve Altın Oran Sonsuzluğa; kutsal olanı anladığımız kadar yaklaşırız
- İç ışık kaynağımızın aktivasyonu
- 2012 Carrington Büyük güneş patlaması olayı ve güneş sembolizmi

Ahmet GÜREL
Berna BRIDGE
Beyza IŞIK
Burakhan UYGAN
Cemre GÜMRÜKÇÜ
Çağnur ŞARMAN
Işık TEOMAN
Meltem ONAY
Necdet GONCAGÜL
Özlem DEMİRCAN
