Yazarlar
Anket

Ahmet GÜREL
26 Ağustos 1922 İzmir’e doğru
26 Ağustos 1922 İzmir’e doğru
İzmir’in Yunan orduları tarafından işgal edildiği 15 Mayıs 1919 günü, sadece İzmir’in değil, tüm Türkiye’nin kara günüdür. O gün ve o günü takip eden günlerde, Anadolu’nun her yanından yüzlerce kınama telgrafı dünyanın her yanına ulaştırılmıştı. Başta İstanbul olmak üzere yapılan yüzlerce mitingde işlenen ana tema; ‘İzmir’in İşgali’ idi. 16 Mayıs günü Anadolu’ya geçen Mustafa Kemal Paşa, tüm birliklere ve illere yaşanan ve yaşanacak felaketler hakkında uyarı ve direniş telgrafları göndermiştir.
‘Anafartalar Kahramanı’ Mustafa Kemal Paşa’nın tek hedefi; “Geldikleri gibi giderler” dediği işgalcilerin İzmir’den ve Anadolu’dan gönderilmesiydi. Mustafa Kemal Paşa ve Türk Ordusu’nun İzmir’i ‘kurtuluşun sembolü’ olarak seçmesinin asıl nedeni işte buydu.
26 Ağustos saat 05.30’da Afyon Kocatepe’de başlayan taarruzu idare eden Başkomutan Gazi Mustafa Kemal Paşa, 30 Ağustos günü saat 14.00’de, Türk Ordusu’na hücum emrini vermiştir. Gazi, Zafertepe’den bizzat yönettiği meydan savaşından sonra savaş sahasını gezerken, binlerce düşman cesedini birbiri üzerine yığılmış olarak görmüş ve bu korkunç manzara karşısında şunları söylemiştir:
“Bu manzara insanlığı utandırabilir! Fakat haklı vatan savunmamız için buna mecbur olduk. Türkler başka milletlerin vatanında böyle bir harekete kalkışmazlar.”
Savaş artıkları arasında yırtılmış ve terk edilmiş bir Yunan bayrağını gören Başkomutan, eliyle bayrağın yerden kaldırılmasını işaret ederek, şöyle konuşmuştur:
“Bayrak bir milletin bağımsızlık işaretidir. Düşman da olsa hürmet etmek gerekir. Kaldırıp topun üzerine koyunuz.”
Ankara’da cepheye giderken; “Hücum haberini alınca hesap ediniz. On beşinci gün İzmir’deyiz” diyen Gazi Mustafa Kemal Paşa, İzmir’e on dört günde kavuşmuştu. Tahmininde bir gün yanılan Gazi, İzmir’e duyduğu özlemi 18 numaralı not defterine şöyle yansıtmıştır:
“15 Mayıs 1919, İzmir’in işgali… Ben aynı günde İstanbul’u terk ettim. O kara günde Karadeniz’deydim. 3 sene ve 4 ay sonra da bugün Akdeniz’deyim.”
‘Gazi İzmir’de’ adlı Konak Belediyesi’nce basılacak Atatürk fotoğrafları albümünü hazırlarken, Yunanlılarca İzmir’in işgali ve tahliyesi sırasında çekilmiş birçok fotoğrafa rastladım. Acaba bizim büyük zaferimizden kaç kare fotoğraf var elimizde? Bunun yanıtını fotoğrafçı Etem Tem’den alalım:
"O sabah Kocatepe’de bulunuyorduk. Taarruz, şafak vakti saat beşte başlamıştı. Mustafa Kemal Paşa, günler ve geceler süren yorgunluğuna rağmen ayakta, vaziyeti adım adım takip ediyor, direktifler veriyordu. Bir ara kumandanlardan ayrıldı. Tek başına, kayalıklar arasında dalgın ve düşünceli dolaşmaya başladı. Zaman zaman sahra dürbünleriyle düşman cephesine bakıyordu... Bir aralık o kayalık tepenin ucuna geldi. Hafifçe eğilmişti. Başparmağı dudaklarının arasındaydı... Hemen objektifimi çevirdim, adeta nefes almayacak kadar bir sessizlik içinde deklanşöre bastım, resmini çektim. Saat 11'di... O gün 7x11 boyunda sekiz on rulo film çektim.
…Sonra mı? Ha, evet... Sonra otomobillerle şehre girdik. İlk işim bir fotoğrafçı bulmak oldu. Kocatepe'de çektiğim sekiz on rulo filmi bir Rum fotoğrafçıya verdim. Zaman geçirmek için etrafta biraz döndük, dolaştık... Sonra yeniden geldik. Fotoğrafçı geldiğimizi, içeri girdiğimizi görünce "fotoğraflarınız bir harika!" diye bağırdı. Baktım fotoğraflar daha yaş yaştı... Doya doya baktım. Hakikaten birer harikaydı… Taa Uşak'tan İzmir'e kadar bu anı bekliyordum. Fotoğrafların kuruyup, hazır olması için bir gün daha lazımdı. Ertesi günü gelip almak üzere karargaha, Bornova'ya döndük. Ertesi sabah otomobille indik İzmir'e... Millet yollara dökülmüştü... Bayram vardı... "Biraz sonra Mustafa Kemal gelecek" dedik... Görmeliydiniz o anı... İzmir yanıyordu... Ne dost ne düşman belliydi... Cayır cayır yanıyordu İzmir... Fotoğrafçı dükkanının olduğu yere güçlükle varabildik. Fakat ne görelim? Dükkan yanmıştı... Uşak'ta o ahır bozması yerde yıkaya bildiğim birkaç film kalmıştı elimde... Ötekilerin hepsi fotoğrafçı dükkanıyla birlikte yandı kül oldu..."
(Kaynak: İşte Atatürk Sitesi)
Tüm Yazıları
- Buca Kültür Turizmi Çalıştayı
- Fransa ve Ermeniler
- Van Depremi ve İzmir
- Kadınlarımız siyasi hayatta ve Benal Nevzat
- Atatürk ve Din
- Atatürk ilk defa ne zaman ‘Cumhuriyet’ kelimesini ortaya atmıştır?
- 9 Eylül 1922 Ülkenin Kurtuluşu
- 26 Ağustos 1922 İzmir’e doğru
- Müderriszade-Faralyalı Ailesi
- Atatürk ve çocuk
- “Dünya Kadınlar Günü”nü nasıl kutlayalım…
- İzmir içinde saklı bir cennet “Kavacık”
- Buca Evleri ve bağları
- Dünya gözüyle Atatürk
- Anılarla Cumhuriyet’in kuruluşu
- 9 Eylül’e doğru
- Hatay’ın Anavatan’a kavuşması
- İzmir’de açık hava müzeleri kurulmalı
- Biz, Çevre Günü'nü kutlamayı hak ediyor muyuz?

Berna BRIDGE
Beyza IŞIK
Burakhan UYGAN
Cemre GÜMRÜKÇÜ
Çağnur ŞARMAN
Ferda Ercan UYULAN
Işık TEOMAN
Meltem ONAY
Necdet GONCAGÜL
Özlem DEMİRCAN
