Yazarlar
Anket

Çağnur ŞARMAN
Bir müzik hocası...
Bir müzik hocası...
Tatavla eski adıyla Kurtuluş… Bir Rum anne ve Ermeni bir babadan tatlı mı tatlı şeker mi şeker bir oğlan çocuğu gelir dünyaya. Bu çocuk müzisyen olacaktır. Piyano çalmayı öğrenmeye baslar. Çok sever hocasını, ileride kendisi de o kadar iyi bir hoca olacaktır.
Bu kahraman Tatavla’da Apokria eğlencelerinin yoğun halini, çılgın kostümler giyerek, o kostümlerle turlar atarak birbirlerinin evlerinde toplanıp sabahlara kadar şarkılar söylenen bir mahallede şarkılarla danslarla beraber büyümüş. Müzik onun hayatı olmuş, yeri gelmiş Çiçek Pasajı’nda akordeon çalmış yeri gelmiş Nişantaşı’nda meyhanelerde ud çalmış… Fasıllar, tangolar, valsler, meyhaneler, rakılar, mezeler bir yanda İstanbul’un bir ucundan bir ucuna ev ev dolaşarak çocuklara, gençlere müzik dersi vermek bir yandan hayat akmış geçmiş. Zor günler de gelmiş. Sokaklarda bile yatılmış. Yokluk yasamış ama yoksulluk değil. Beyoğlu’na gideceği zaman her zaman tiril tiril giyinirmiş, Yüksek kaldırımda tanınır, Çiçek Pasajı’nda hüzünleri meze yapar, 1 tek içip eğlenmesini bilirmiş.
O da herkes gibi bir hoş seda peşindeymiş şu gök kubbede, muhabbet etmek, lezzetli yemekler yemek ve müzikle var olmak. Onu zor koşullarda da icra etme, başkaları da icra etsin diye öğretmek derdindeymiş.
Diğer tüm kahramanlar gibi onun da renkli ve zor ama müzikli bir hayatı olmuş. Sabır, sebat, keyif onun başlıca yoldaşları olmuş. Eskiden kalmış yıkık dökük eski bir ev ve tozlu müzik odaları, bastığında yaylanan ahşaplar, tozlanan hayaller ve hazine gibi saklanmış metotlar, notalar, skandaliler, kanunlar, utlar, buzukiler, gitarlar havada uçuşan hatıralar, inleyen nağmeler arasında hasta olmuş bu kahraman. Yanlış beslenme, çokça alkol ve belki sigaradan mıdır yoksa ömür dediğimiz şey küsecek kadar çok mu dediğinden mi ya da kader midir nedir bilinmez hastalığına çare bulunamamış.
Değerli bir müzisyen, değerli bir eğitmen, müziğin kendisi gibi bir hayatın ardından bu dünyaya yorumlanması gereken nameler, notalar ve safiyet ile yitirilen safiyet arasında kalan sıkışmışlıkların ortasında bir gülümseme bırakmış.
Çok sayıda öğrenci bırakmış. Onlar, müziği yaşatmaya devam edeceklermiş…
Tüm Yazıları
- İzmir, yıl 2022…
- Uyuyan Güzel İzmir
- İzmir’de ‘kültürel akupunktur’
- ‘Denizleri seviyorsan dalgaları da seveceksin…’
- Bodrum, Bodrum...
- ASMANIN BÜYÜSÜ URLA’DA ‘Üzüme balın, zeytine yağın düştüğü gün’- 14 AĞUSTOS
- Alırım Başımı giderim Efeler gibi heeeyyy!
- Bir Efe Yürüyüşünün incelenmesi 1
- Hepimizin hayatı iki kelime, Bir varmış, bir yokmuş şu alemde…
- Bir müzik hocası...
- Dünyayı güzellik kurtaracak…
- İzmir nasıl kurtulur?
- Haydi, hep beraber evde zeytin yapıyoruz…
- İzmir’in kızları
- Adem, Havva ve bir Elma’nın hikayesi
- İstanbul’da İzmirli olmak...
- Nil Prenses...
- Aşk herkesi kırar biraz… Herkes kendine sürgün biraz…
- Adem ile Havva ve bir elmanın hikayesi-2. bölüm

Ahmet GÜREL
Berna BRIDGE
Beyza IŞIK
Burakhan UYGAN
Cemre GÜMRÜKÇÜ
Ferda Ercan UYULAN
Işık TEOMAN
Meltem ONAY
Necdet GONCAGÜL
Özlem DEMİRCAN
