Yazarlar
Anket

Adem, Havva ve bir Elma’nın hikayesi
Adem ve Havva hikayesinde 3 şey olmazsa olmazdır; Adem, Havva ve bir elma. Hikaye böyle başlıyor ve çok uzun bir yolculuktan sonra günümüze geliyoruz. Bu yolculuğun ‘yakın’ geçmişinde (18. yy’da) Malthus denilen biri çıkıp şöyle bir teori ortaya atıyor: İnsan yemek yiyerek varlığını sürdürebilir şekilde tasarlanmıştır. Kadın erkek arasındaki çekim gerekli ve süreklidir. Malthus şöyle devam ediyor, nüfus patlaması olacak ve insanlar o nüfusu besleyecek yeterli yiyecek bulamayacaklar çünkü kadın ve erkeğin nüfus üretme gücü, yiyecek üretme gücünden fazla...
Hikayenin karakterleri tamamdı bu teoride; Adem, Havva ve elma. Acaba gerçekten dünyadaki yiyecekler bütün insanlar için yeterli değil miydi? Yoksa Malthus fazla mı karamsardı? Ya da ekmek artık gerçekten aslanın ağzında değil midesinde miydi ve Malthus bunu söylemeden çok önce bu savaş başlamış mıydı? Hikaye hep kıran kırana mı geçecekti?
Bu hikaye doğa denilen bir platformda geçiyordu. Doğa denge içindeydi, dengedeydi. Doğada değiştirilemeyecek şeyler vardı, örneğin romantik bir uydu olan Ay, Dünya etrafındaki yörüngesinde dönüyordu ve kadınların periyodik kanamaları yani doğurganlıklarının ritmi bu yörüngeye bağlıydı. Bu değişmezdi. (Aslında her kadının Ay’la ilginç bir ilişkisi vardı ve kadınların ara sıra duygusal gel-gitler yaşamasının en teknik bahanesi buydu.)
Değiştirilebilen ve değişen çok şey de vardı doğada. Yörüngeler değişmiyordu fakat zaman değişiyordu. Artık zaman ≈ para mıydı? Modern zamanlarda artık hiç vakit yoktu. Her şeyin derhal yetişmesi ve derhal yapılması gerekiyordu. Kadın erkek beraber koşuşturuyordu. (Tabii kadınlar topuklularla- 21.yy da, bir Batı toplumunda kadınlar arasında topuklu ayakkabılar ile koşma yarışması bile yapılmıştı) İnsanları yaşamak değil bu telaş mı öldürecekti? Zaman yoktu, artık sabah 8- akşam 8’ler, yani iş saatleri vardı. Koşuşturuyorduk, zamanımız yoktu, o halde vardık. İş başındaydık, o halde vardık. Satış yapıyorduk, o halde vardık. Tatillerde alışveriş yapıyorduk, o halde vardık. Önemli olan da var olmaktı zaten, nasıl var olunduğu değil. Doğada var olmak. Korktuğumuz şeyler vardı doğada. Farelerden korkuyorduk, biri hariç. Sevimli bir fare olan Mickey Mouse ( Miki Fare) çocukları, bu çizgi filmi izleyebilen toplumlarda kapitalist var olma biçimlerine mi hazırlıyordu? Marx haklı mıydı? Kapitalizmi yaşayan toplumların ve medeniyetlerin kaderi çürümek miydi? Yoksa insanlığın bu çürümüşlüğü mü yaşaması gerekiyordu? Ya da insanlık çürüyecekti de kapitalizm bahane mi olmuştu? Belki de insanlık başından beri aynı noktadaydı. Çürüme falan yoktu.
Hikaye böyle geçmemeliydi. Bizde hikayeler, masallar evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, develer berber, pireler tellal iken annemizin beşiğini sallar iken diye başlıyordu. Annemizin beşiğini sallayabildiğimize göre zaman kavramımız biraz değişik olabilirdi.
Doğada herkese yetecek kadar yiyecek var mıydı bilinemezdi, ama bilinen bu kavganın süreceğiydi. Sezen Aksu,
‘Hiç kavga bilmez gülle yaprak
Hiç kıyar mı ağaca toprak
Bu kimin oyunu
İlk kim bozdu sonsuz uyumu?’
diye sormuştu.
Sonsuz uyumu ilk kim bozmuştu bilmiyorduk. Sadece dönülmez akşamın ufkundaydık. Ve vakit çok geçti.
- İzmir, yıl 2022…
- Uyuyan Güzel İzmir
- İzmir’de ‘kültürel akupunktur’
- ‘Denizleri seviyorsan dalgaları da seveceksin…’
- Bodrum, Bodrum...
- ASMANIN BÜYÜSÜ URLA’DA ‘Üzüme balın, zeytine yağın düştüğü gün’- 14 AĞUSTOS
- Alırım Başımı giderim Efeler gibi heeeyyy!
- Bir Efe Yürüyüşünün incelenmesi 1
- Hepimizin hayatı iki kelime, Bir varmış, bir yokmuş şu alemde…
- Bir müzik hocası...
- Dünyayı güzellik kurtaracak…
- İzmir nasıl kurtulur?
- Haydi, hep beraber evde zeytin yapıyoruz…
- İzmir’in kızları
- Adem, Havva ve bir Elma’nın hikayesi
- İstanbul’da İzmirli olmak...
- Nil Prenses...
- Aşk herkesi kırar biraz… Herkes kendine sürgün biraz…
- Adem ile Havva ve bir elmanın hikayesi-2. bölüm

Ahmet GÜREL
Berna BRIDGE
Beyza IŞIK
Burakhan UYGAN
Cemre GÜMRÜKÇÜ
Ferda Ercan UYULAN
Işık TEOMAN
Meltem ONAY
Necdet GONCAGÜL
Özlem DEMİRCAN
