Yazarlar
Anket

Adem ile Havva ve bir elmanın hikayesi-2. bölüm
Bütün dünyanın dili bir ve sözü bir idi... Şark’a göçtükleri zaman bir ova buldular. Onların taş yerine kerpiçleri, harç yerine ziftleri vardı. "Gelin kendimize bir şehir ve başı göklere erişecek bir kule inşa edelim" dediler. Rab, bütün dünyanın dilini orada karıştırdı. Şehri bina etmeyi bıraktılar. Rab, onları bütün yeryüzü üzerine oradan dağıttı. Bundan dolayı onun adına Babil dendi." (Tekvin; 9, l0, 11. Bab)
Bir varmış bir yokmuş, başlangıçta herkes aynı dili konuşan büyük bir aileymiş. İnsanlar bir gün daha fazlasını istemişler. Çok ama çok yüksek bir yapı inşa etmeye başlamışlar. Tanrıya ulaşmak, cenneti görmek gibi amaçları bile varmış. Yaptıkları yapının adı da ‘Babil Kulesi’ imiş. Bu kibirlerinden dolayı Tanrı insanları cezalandırmaya karar vermiş. Artık insanların farklı dilleri olacakmış. Birbirlerini anlayamayacaklarmış. Bu bir cezaymış. Ama insanlar bunun nasıl bir ceza olduğunu sonradan anlayacaklarmış. Belki de anlayamayacaklarmış. Çünkü farklı dil, farklı dünya ve farklı kültür de demekmiş. Sadece aynı dili konuşanlar anlaşabiliyormuş. Bu durumda anlaşanlar aralarında kendi kültürlerini oluşturmuş, farklı diller farklı kültürler demekmiş. İnsanlar dünyanın dört bir yanına dağılmış. Bu farklı dil cezası öyle büyümüş ki, modern zamanlarda dünyada 6 bin kadar farklı dil oluşmuş. Ama dil uzmanları bu sayının iyice düşeceğini düşünmekteymiş. Ve uzmanlar ilk başta herkesin bildiği o kadim lisanı çok merak ediyor, meraklarından çıldırıyorlarmış. Kadim lisanı bilseler ne olacakmış belli değilmiş, insanlar hala bunu anlayamamış, çünkü kuleler inşa etmeye devam ediyorlarmış. Yakın geçmişte ikiz kuleler yıkılmış ama insanoğlu vazgeçmemiş. Hatta dünyanın 3. en zengini olduğu bilinen bir şahıs Babil kulesinden esinlenerek bir ev bile inşa ettirebiliyormuş ailesi için. Bu da onun en doğal hakkıymış. Uzmanlar dışında kimse kadim lisanla ilgilenmiyor, farklı diller ve farklı kültürleri bir ‘tanrısal ceza’ lanetinden kurtarmayı kimse akıl edemiyormuş. Belki de insanlar ‘kaos’ denilen karmaşa durumunda yaşamayı tercih ediyorlarmış. Çünkü insanların birbirini anlaması aslında çok zormuş. Yani farklı diller bahaneymiş. Aynı dilde konuşup, aynı kültürde yaşan insanlar bile birbirini anlayamayabiliyormuş. Peki, ne yapmak lazım kule yapmaktan başka. İnsanoğlunun kafası iyice karışmış. İnsanlar filmler çekmiş ‘Babil’ diye mesela. Brad Pitt oynamış, olmamış. Mesela insanlara "küre ısınıyor, dikkatli olalım" denmiş farklı dillerde, insanlar anlamamış. Konserler düzenlemişler, ‘küresel ısınmayla ilgili belgesel senaryosu’ yarışmalarına katılmışlar ama küre ısınmaya devam etmiş. "Açlık var" denmiş insanlar fotoğraf çekmişler. Kevin Carter gibi Pulitzer ödülü alıp daha sonra intihar etmişler. İnsanlığın işi zormuş ama işi gücü bırakıp, şöyle bir durup, "ben de bugün kendi konuştuğum ‘dil’ dışında konuşan bir insanı da anlayayım" diyemiyormuş. Çünkü tüm bunların yanında insanın bir de kendisiyle mücadelesi varmış ve bu aslında en zoruymuş… Ama Zeki Müren’in ‘Aşkın Sırrı Bilinmez’ adlı şarkısını dinleseler belki her şey daha kolay olacakmış. (Maalesef bu şarkı da bir dilde yazılmış o dil de Türkçe'ymiş.)
- İzmir, yıl 2022…
- Uyuyan Güzel İzmir
- İzmir’de ‘kültürel akupunktur’
- ‘Denizleri seviyorsan dalgaları da seveceksin…’
- Bodrum, Bodrum...
- ASMANIN BÜYÜSÜ URLA’DA ‘Üzüme balın, zeytine yağın düştüğü gün’- 14 AĞUSTOS
- Alırım Başımı giderim Efeler gibi heeeyyy!
- Bir Efe Yürüyüşünün incelenmesi 1
- Hepimizin hayatı iki kelime, Bir varmış, bir yokmuş şu alemde…
- Bir müzik hocası...
- Dünyayı güzellik kurtaracak…
- İzmir nasıl kurtulur?
- Haydi, hep beraber evde zeytin yapıyoruz…
- İzmir’in kızları
- Adem, Havva ve bir Elma’nın hikayesi
- İstanbul’da İzmirli olmak...
- Nil Prenses...
- Aşk herkesi kırar biraz… Herkes kendine sürgün biraz…
- Adem ile Havva ve bir elmanın hikayesi-2. bölüm

Ahmet GÜREL
Berna BRIDGE
Beyza IŞIK
Burakhan UYGAN
Cemre GÜMRÜKÇÜ
Ferda Ercan UYULAN
Işık TEOMAN
Meltem ONAY
Necdet GONCAGÜL
Özlem DEMİRCAN
