İzmirli muhabirin İstanbul'a uzanan başarı öyküsü
Kariyerine İzmir Kanal 1 TV’de başlayan, bugün CNN Türk’te mesleğine devam eden bir muhabir… İzmir’den İstanbul’a uzanan başarı hikayesinin kahramanı Fulya Soybaş… Haberciliği bir yaşam biçimi olarak gören Soybaş, meslekte geçirdiği merhaleleri, Japonya’da yaşadığı depremi, kendine örnek aldığı meslektaşlarını ve televizyona dair düşüncelerini Ege Life okuyucuları ile paylaştı…
Mesleğe o zamanlar İzmirli işadamı Numan Özdil’e ait Kanal 1 TV’de stajyer olarak başladınız. Ne kadar sürdü muhabirlik maceranız İzmir'de?
1996 yılıydı, bir arkadaşımın Kanal 1 TV’deki yöneticilere "Çok istekli bir çocuk var, gelsin ayak işleri yapar" demesi ile alındım işe, işe giriş koşulları böyle olunca, haliyle çokça ayak işi de yaptım... Kaset taşıdım, fotokopi çektim, çay söyledim :) Sonra yavaş yavaş beni "mahalle haberlerine" göndermeye başladılar. Bilirsiniz, o zamanlar yerel televizyonların en aktif dönemleriydi, ulusal kanallardan daha fazla izlenebilirlik oranı vardı. İnsanlar arar "mahallemizde su yok, yol yok, elektrik yok" diye isyan ederlerdi. İşte böyle böyle başladı benim muhabirlik deneyimlerim. Gelen şikâyet telefonlarını not eder sonra da gider ‘vatandaşın sesini’ belediyelere duyuracak, sorunlara çözüm getirecek haberler yapardım... Baktılar ki bir süre sonra artık telefonlar benim adıma geliyor, "hadi bakalım sen ilçe belediyeler muhabiri ol" dediler. Sonrası malum, sırası ile Büyükşehir Belediyesi muhabirliğinden, polis-adliyeye kadar birçok farklı alanda 4 yıl çalıştım...
Peki, ulusal televizyonlara sıçramanız nasıl oldu? Ben sıklıkla Reha Muhtar ile Show Haber'de o zamanlar ekranda olduğunuzu ya da imzanızı gördüğümü hatırlıyorum!
Evet haklısınız... O dönemde Show Haber'in İzmir'de bir bürosu yoktu. Kanal 1 TV ile ortak bir çalışma yürütüyorlardı. Bu bağlamda ya bizim yaptığımız onların çok beğendikleri haberleri onlara kaset olarak göndermemizi istiyorlardı, ya da kendi istihbaratlarını bize söylüyorlardı, biz gidip onlar için haberleştiriyorduk. İşte bu dönemde sıklıkla adım Show Haber'de çıktı. Ama ne yalan söyleyeyim en büyük ilgiyi yaptığım "Şişman Kedi" haberim gördü... :)
Dizide oynamıştı o kedi hatırlıyorum... Kaç kiloydu? Nasıl haber oldu?
Evet, Gani Müjde'nin "Şişman Ailesi" diye bir dizisi vardı, bizim haberlerden sonra ünlü oldu kedi, kadroya bile girdi :) Bizden de ünlü oldu... 6-7 kilo falandı, çok yemekten şişmanlamış. Tabii birde tüm gün uyuyordu... Türk Garfield'i :) Yine gelen bir istihbarat telefonu ile gitmiştim habere, bu kedi ile tanıştım. Haber yaptım. Haber o kadar çok ilgi gördü ki, Reha Muhtar hem beni hem kediyi İstanbul'a davet etti. Haliyle yaptığınız bu ilginç haber ile isminiz sıklıkla ekrana çıkınca, medya camiasında da bilinen bir isim oluyorsunuz. Sonrasında da Ege Bölgesinde bürosu olan Reuters Haber ajansından onlar ile çalışmam için teklif geldi. Ben de kabul ettim. Yani kısaca kedi benim hayatımı değiştirdi, ben de onun hayatını :)
Dünyanın en güçlü haber ajanslarından biri, Reuters. Peki ya sonrası? Sanırım ilgi alanları ile yöneldiğiniz haberlerde değişimler yaşanmıştır?
Elbette. İlk başlarda Ege Bölgesinde dünyayı ilgilendirecek ne kadar iş varsa peşinden koştuk. Turizmden tutun da futbola kadar birbirinden farklı insan hikâyeleri yaptık. Yaptık diyorum, Kameraman arkadaşım Erdinç Türkileri'nin kulaklarını çınlatmak gerek burada. Dalyan'daki caretta caretta'lardan tutunda, bir zamanlar İzmir Salhanede Rakı-spor ile Şarap-spor arasında oynana efsanevi futbol maçlarına kadar. İnsan hikâyelerinin yanı sıra, Elton John'un, Sting'in Çeşme konserlerinde de, Abd eski başkanı Clinton'ın Efes Harabeleri’ndeki gezisinde de vardık. Siyasi gelişmeleri yakından takip ettik. Ekonomik krizin, seçimlerin nabzını tuttuk Ege'den. Zorlu bir yoldu, çok çalıştık ama çok da şey öğrendik.
Ne kadar çalıştın Reuters'ta? Hep İzmir'de miydin?
2000-2005 arası kesintisiz çalıştım. Bunun 3 yılı İzmir, 2 yılı İstanbul büroda. 2007-2009 arasında da Londra Canary Wharf'daki merkezde freelance/gazeteci olarak çalışmaya devam ettim. İstanbul'a gelişim ayrı bir hikaye zaten. O dönemde ABD Afganistan'a girmişti. Hatay'da Nato karargâhının önünde görevlendirildim ben de. 1 ay kadar ordaydım. Sonrasında da İstanbul büroya döndüm, işler o kadar yoğundu ki, mutlaka destek vermek lazımdı merkeze. O destek 2 yıl sürdü. ABD’nin operasyonu bitti ama ben bir daha İstanbul'dan ayrılmadım. Reuters'ın uzun yıllar sürdürdüğü ‘Turkish Report’, Türkçe Haberlerin editörü olarak çalıştım. İstanbul'a bağlı Diyarbakır, Antalya, İzmir, Ankara, Trabzon büroları vardı, oradan gelen haberleri bu kez Türk piyasasına yani yurt haberlere servis etmeye başlamıştık. İşte o projenin editörüydüm ben de. Bir nevi İha, Dha, Cha ne yapıyorsa, aynısını yaptık biz de. Ama doğruyu söylemek gerekirse daha kalitelisiydi. İçerik anlamında da, görüntüler anlamında da.
....
Devamını Ege Life'ın Ağustos sayısında bulabilirsiniz.
Ege Life'ın Ağustos sayısı tüm Yaysat - Migros - Kipa ve D&R'larda bulunmaktadır.

