Yazarlar
Yüzünde kelimelerin küle değmiş yanları
Balığın ya da etin nar gibi kızardığı, keyifli bir mangal sohbetine tat veren mangal kömürünün de bunca keyifli olmadığını düşünerek, kömür ocağına girdik… Yerde, yanan kömür ocaklarının sıcaklığı, tepede ise kızgın bir güneş eşliğinde, mangal kömürünün ne zorluklarla hazırlandığına tanıklık ettik… Odun kömürü imalatının zor bir uğraş olduğuna şahitlik ettik, fotoğraflarla belgeledik…
Yalnızca gözleri görünüyordu, ağarmış sakallarındaki beyaz telleri saymazsak… Terledikçe kömür karası elleriyle yüzünü siliyordu. Sildikçe kararıyordu kırış kırış yüzü. Simsiyah bir örtü üzerinde yanan, yandıkça kendi içine doğru akan birer mum ışığı kadardı bakarken gözlerindeki ışık… Üzerindeki elbise miydi, ipte unutulmuş, her rüzgârda kendini paralayan bir iki parça bez miydi pek anlaşılmıyordu. Dumanın arkasında kaldı, rüzgârın yön değiştirmesini bekledim, yüzünü görmek ve deklanşöre basmak için… Seslendim eğildiğim yerden, bana bakmasını istedim. Sesimi yel aldı sandım. Birkaç saniye daha beklemeye devam ettim. Arkadan bir ses “Duymuyor seni, kulakları ağır…” dedi. Kelimelerle hesabını kapatmış bir kalbin kapısını ne aralayabilirdi ki? Davudi bir ‘ney’in içine işleyecek sıcak bir nefes denesem, bakar mı durduğum uzak atlasa? Aramızda eşit olmayan bu uzaklığın sisli menzilinde ben ona kaybolmuş olabilir miydim? Ellerimi kaldırdım bana bakması için, göz göze geldik. Hiçbir ifade yoktu. Ben tebessüm edince, onun yüzünde az önce kullandığım kelimelerin küle değmiş yanları duruyordu.
Kömür ocaklarıyla 8 yaşında tanışmış
Mangal kömürü imalathanesi, bir yanda sağlam duran odunlar hemen yanında üstü kapatılmış ve içerden yanan bir ocak… Bitişiğinde işlemi bitmiş ocak… 45 Yaşındaki Ahmet Ok. İşte tam da burada hazırlanmış kömürleri ocaktan çıkarıyor, kasalara dolduruyor. Gözlerini bu kömür ocaklarında açmış yaşı düşünüldüğünde. 37 yıldan beri kömür işçisi… Babası da aynı işi yapıyormuş. Babasının yüzünü hep kap kara gördüğü, tam hatırlamadığı için olmalı, baktığı yerin çok uzağında duran bakışları vardı. Babalarını hatırlamayan çocukların bakışlarında uzak dağ başları ve ufuk çizgisi olur sanırım. İçimin çölünden geçen rüzgârdan biliyorum… Akciğer kanseriymiş ve babasını çalıştığı ocakta başlamış işe henüz 8 yaşında. Evin geçimini üstlenmiş… Bunu çocukluk arkadaşı, onun gibi kömür işçisi olan köylüsü (Hacıisalar) Adem Doğan anlatıyor. Ok gibi bakışları, yüzümden kalbime doğru iniyor. Hikâyesini anlatması için köylüsüne sen anlat der gibi baktı… “İlkokul birinci sınıfta okuldan direk ocağa gelirdi Turgutlu’da(Manisa). Ocakta çalışırdı sabaha kadar. Gün ağarınca da okula dönerdi yeniden. Evin büyük çocuğuydu ve o çalışmak zorundaydı” diyor Doğan.
...
Devamını Ege Life'ın Ocak sayısında bulabilirsiniz.
Ege Life'ın Ocak sayısı tüm Yaysat - Migros - Kipa ve D&R'larda bulunmaktadır.

Ahmet GÜREL
Berna BRIDGE
Beyza IŞIK
Burakhan UYGAN
Cemre GÜMRÜKÇÜ
Çağnur ŞARMAN
Ferda Ercan UYULAN
Işık TEOMAN
Meltem ONAY
Necdet GONCAGÜL
Özlem DEMİRCAN