• Ana Sayfa
  • Magazin
  • Teknoloji
  • Moda - Alışveriş
  • Güzellik
  • Mekan
  • Gezi
  • Ekonomi
  • Kültür-Sanat
  • Sağlık
  • Röportaj
  • Spor
  • Yaşam

Yazarlar

Ahmet GÜREL
Buca Kültür Turizmi Çalıştayı
Berna BRIDGE
Kadın olmak masallarda bile zor mu?
Beyza IŞIK
Sadece hatırla
Burakhan UYGAN
Boş oda
Cemre GÜMRÜKÇÜ
Twitter Microsoft iş birliği i...
Çağnur ŞARMAN
İzmir, yıl 2022…
Ferda Ercan UYULAN
Batıl inançlar
Işık TEOMAN
Gölcük’te kar keyfi
Meltem ONAY
Tango ve Tutku
Necdet GONCAGÜL
Erkekler için bahane, kadınlar...
Özlem DEMİRCAN
Pisagor Üçgeni Samaslu’ymuş
«
»
Tüm Yazarlar
Mavi Piksel

“Türkiye’nin tarihine tanıktım, sanık oldum”

  • Mustafa Balbay (Foto Galeri)

Haber: Işıl KAYA

Mahkeme heyetine 131’nci duruşma sırasında sunduğu dilekçesinde, “1 Ekim’de TBMM 24. Dönemi resmen çalışmaya başlayacak. Meclis’in 550 üyesinden biri olarak o gün ben oylarıyla TBMM’ye gönderen halkı temsil etmek ve sorumluluklarımı yerine getirmek için göreve başlamak istiyorum”  talebinde bulunan Mustafa Balbay,  gazeteci ve milletvekili olarak yaşadıklarını, umutlarını, beklentilerini, planlarını, üzüntülerini tüm samimiyetiyle anlattı.

Demokrasi ve özgürlüğün sekteye uğratıldığına dikkat çeken Balbay, ‘Milletvekili’ olarak seçilmiş olmasına rağmen tutukluluğunun devamına verilen kararın ‘Siyasi haklardan men’ cezası olarak algılandığını belirterek, “Kanımca bu ceza özgürlüğün kısıtlanmasından sonraki en önemli yaptırımdır” dedi.

Mahkeme Heyeti’ne verdiği dilekçede, “Uygulamakta olduğunuz yasalar TBMM’ce yapılmaktadır. Yasalardan öte yeni bir anayasa yapmak iddiasında olan Meclis’te yerine göre 1-2 oyun büyük önemi vardır. Tutukluluğa devam kararınız, bu yanıyla yasama işlevini sakatlamaktadır. Dolaylı olarak yasamaya müdahale etmiş durumdasınız” şeklinde görüş belirten Balbay, “Bir kişiyi tutukladığınızda tüm ailesiyle birlikte tutuklamış oluyorsunuz. Evrensel hukukun gereği, adil, hızlı, tutuksuz yargılamadır” ifadesini kullandı.

Hücresinde ve havalandırmada kıravatlı, ‘Milletvekili rozetli’ fotoğraflar çektirten Balbay, TBMM’nin açılış anı ve sonrasında, ‘Milletvekili’ olarak cezaevinde olmanın nasıl bir duygu olduğundan, vereceği ilk soru önergesine, çocuklarına duyduğu özlemden, yapacaklarına kadar her şeyi samimiyetle anlattı...

Hücrede geçen zamanda, geleceğe dönük neler planladınız?

Özgürlükte de planlar yaparak yaşamayı sevdiğim için hücrede bu alışkanlığım katlanarak devam etti. Planlarım ana hatlarıyla iki bölüm; birincisi hapis yaşamı sürerken yapmam gerekenler, ikincisi özgürlük sonrasına ilişkin.

Sevdiğim sözlerden biri şudur; Disiplin, özgürlüktür.

Hapiste planlar yapıp gerçekleştirmek bana büyük bir iç huzur ve enerji veriyor. Örneğin; 2010 yazına girerken tahliye olmayınca bunun uzayacağını düşündüm ve bir yıllık plan yaptım. Her 4 ayda 1 kitap yazıp yayınlayacaktım. İlk Zulümhane kitabını Ekim 2010’da, ikinci Zulümhane’yi Şubat 2011’de, üçüncü Zulümdar’ı Mayıs 2011’de yayımlayarak planımı 11 ayda gerçekleştirdim, ödül olarak da kendime kocaman bir aferin verdim, “Umut vaat ediyorsun” dedim.

Şu anda geleceğe yönelik planlarım iki parça;  yazar Balbay’ın yapacakları, siyasetçi Balbay’ın yapacakları.

Kalemi elimden hiçbir şekilde bırakmayı düşünmüyorum. Günlük yazıların yanı sıra yılda mutlak bir kitap. Çıkınca kitaplardan birini kızımla birlikte yazacağız. Kurgulu, hazır.

Siyasetçi olarak kafamda pek çok taslak var.Bunlar da kendi içinde iki parça; İzmir için yapabileceklerim; Türkiye için yapabileceklerim.

Yazarlık bireysel ama siyaset ekip işi. O nedenle siyasi tasarımlarımı çıkınca CHP kadroları ile birlikte şekillendirmeyi düşünüyorum.

Cezaevinden çıkınca milletvekili olarak ne yapmayacaksınız?

Bütün samimiyetimle söylüyorum, yapacaklarım üzerinde o kadar yoğunlaştım ki, ne yapmamalı diye bir kaygım öne çıkmadı.

Sorunuz üzerine biraz düşündüm, aklıma gelen ilk cümle şu oldu: “Hiçbir şey yapmamazlık yapmayacağım.”

Milletvekili seçildiğinizde ne hissettiniz?

Tabii ki İzmir’den çok emindim. Kafamda seçilmeme gibi bir olasılık yoktu. Ancak 12 Haziran akşamı durum kesinleşince; içimde üniversiteden mezun olup, alanıyla ilgili işe girmiş bir gencin heyecanı vardı. O anı kimseyle paylaşamamak hüzün vericiydi. Ama heyecanımdan da hiçbir şey eksilmedi.

O gece kendimle konuşurken şunu dediğimi anımsıyorum: “Balbay, arkadaş, bugüne kadar şu eksik şu yanlış diye yazıp sorumluluğunu yerine getirdiğini düşünüyordun. Şimdi sorumluluğum arttı. Nasıl yapılması gerektiğine de  kafa yormak durumundasın.”

Milletvekili seçilip, TBMM açıldığında orada olamamak nasıl bir duygu?

Türkiye’de önceki  yıllarda da hapisteyken milletvekili seçilenler oldu.1950’de Mümtaz Faik Fenik, 1957’de Osman Bölükbaşı  ve 2007’de Sebahat Tuncel hapisteyken seçildiler.  Hemen sonrasında serbest bırakıldılar.

 Doğrusu ben de ‘Bu gelenek bozulmaz’ diye düşünmüştüm.Ret kararı verilince kendimden daha çok ülkem adına üzüldüm. ‘Demokrasi’ diye diye geldiğimiz nokta bu olmamalıydı. Yemin törenini televizyondan izlerken sıra İzmir’e gelince acıyla karışık gülümsedim. O an Meclis’te değildim ama, hapiste de değildim. Öyle bir duyguydu.

Meclis’e gittiğinizde vereceğiniz ilk soru önergesi ne olacak ?

Uğur Mumcu’nun sütununda yazıyorum. Onun yerini doldurmak için değil, bayrağı yerde bırakmamak için… Ahmet Taner Kışlalı, o da komşumdu.İkisi de hain saldırılarla katledildi. Ben de benzer bir saldırı olasılığını dikkatte tutuyordum. Ama hiç  terörist olarak suçlanacağım aklıma gelememişti.

Meclis’te ilk vermek istediğim önerge, Türkiye’nin terör örgütlerinden, çetelerden kurtarılması için yapılması gerekenlere ilişkin olacak.

Madem ki böyle bir suçlamayla karşı karşıya kaldım, işin gerçeğini ortaya çıkarmak da artık boynumun borcu.

Siz dışarıda olsaydınız, sizin de yerinize başka birisi ‘Vekil’ olsaydı, siz ne yapardınız?

Gazetecilik yaşamım insanların haklarının peşinde koşmakla geçti. Kalemimi onun için kullanırdım.

İzmir ve İzmirliler sizin için ne ifade ediyor?

Biliyorsunuz bir ikilem vardır; İnsanın memleketi doğduğu yer mi doyduğu yer mi diye. Ben insanın memleketi, ‘Gençliğinin geçtiği yerdir’ diye düşünüyorum.17-29 yaşım İzmir’de geçti .İzmir benim bir anlamda sonsuz gençliğim.

Seçim öncesi İzmir mitinginde, mektubunuz okundu. Ne hissettiniz? 

Seçim öncesi o tür mektupların tümünü hücrede tek başıma yazdım.En azından bir kişiye okuyup tepkisinin ne olacağını görmek isterdim.  Televizyonda İzmirliler’in mektubu çoşkuyla karşılayışını görünce hissettiğimi iki sözcükle ifade edebilirim:

“Yüreğim oradaydı.”

En çok üzüldüğünüz şey nedir?

Siyasetçi Mustafa Balbay olarak Atatürk Türkiyesi’nin geriye gidişine çok üzülüyorum. Yurttaş Mustafa Balbay olarak ise çocuklarımın büyümesine eşlik edememek, babalık sorumluluğunu istediğim gibi yerine getirememek.

Özlemleriniz nelerdir?

Öncelikle aile özlemi… Gezmeyi çok seven birisiyim, 8 gezi kitabım var. Yollarda olmayı özledim. Çıkınca aile boyu, doyasıya gitmek istiyorum.

Bir de dolu salonlarda insanlara hitap etmeyi özledim.Onların gözlerinin içine baka baka bir şeyler anlatmak, anlatabildiğini hissetmek, o salonlardan tek yürek çıkmak ne güzel bir duygudur.

Çocuklarınızın büyümesine tanık olamamak nasıl bir duygu?

İnsana çok acı gelen ama bir o kadar da hayata bağlayan bir duygu. Uzaklarda senden iki parçanın olduğunu düşünüyorsun ve başka hiçbir neden olması  bile onlar için yaşamak, sağlıklı olmak, üretmek, diri olmak zorunda olduğumu hissediyorum

Kızıma çok sık mektup yazıyorum. Her mektupta farklı bir konuyu işliyorum. O konular aklında yer ediyor. Böylece aramızdaki bağ daha da güçleniyor.

İçeride hatırlayıp sık sık okuduğunuz bir şiir var mı?

Şiir çok yakın bir arkadaş oldu benim için 200’e yakın şiir kitabı getirttim. Bazı sabahlar, “Hadi yüzünü şiirle yıka” diyorum. Nazım Hikmet birinci sırada. Ezbere okuduğum başlıca şiir ise Cahit Külebi’nin ‘Hikaye’ şiiri. Bu, lisede bilinçli olarak ilk ezberlediğim şiirdi.

Okuyuculara iletmek istediğiniz duygularınız nelerdir?

Birincisi özlem. Tümüyle gönül gönüle olduğumu biliyorum ama, yüz yüze olmak başka. İkincisi umutlarını hiçbir zaman yitirmesinler. Hayatta olduğumuz sürece mutlak yapacağımız bir şeyler vardır. Paylaşmak istediğim çok şey var ama son olarak da özgürlüğün kıymetini çok iyi bilsinler isterim. İnsanlar pek çok şeyin önemini kaybedince anlar. 

 

...

 

 

Devamını Ege Life'ın Ekim sayısında bulabilirsiniz.

Ege Life'ın Ekim sayısı tüm Yaysat - Migros - Kipa ve D&R'larda bulunmaktadır.

İZFAŞ yönetiminmde görev değişikliği

İZFAŞ Yönetim Kurulu Murahhas Üyesi Mehmet Şakir Örs, İZFAŞ Genel Müdürlüğü görevine getirildi.

Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi 34 yaşında

Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi’nin kuruluşunun 34. yıldönümü, Derslikler Grubu “Kurucu Öğretim Üyeleri Konferans Salonu”nd ...

Sevgilinizi o gün gördüğünüz ilk anda ne yapmalısınız?

Tabiî ki de güler bir yüzle hızla gidip sarılın 10 saniye makul bir zamandır.

Aşıklar için öldü 14 Şubat’ı ölümsüzleştirdi

Valentine, Valens, Valentius ya da Valentinian...

Yüzünde kelimelerin küle değmiş yanları

Keyifli bir mangal sohbetine tat veren mangal kömürünün de bunca keyifli olmadığını düşünerek, kömür ocağına girdik…

Okan Bayülgen, sokak oyunlarını fotoğrafladı

Sokak oyunlarını yaşatmak için hazırlanan “Okan Bayülgen’in Objektifinden Kaybolan Sokak Oyunları” fotoğraf sergisi açıldı.

Yarasaların yokluğu zeytine yaramadı

Bölge ekonomisi için oldukça önem taşıyan 20 bin civarında yarasa mağaralardan çıkartıldı ancak...

Ege Life Hatay eki ile tüm bayilerde...

Öğretmenlik Tanrı Sanatı

Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk yılları… Yer, Denizli’nin Hisarköy Köyü, Sene 1937...

Atatürk'ün volkanları, birer birer sönüyor!

“Beni görmek demek, mutlaka yüzümü görmek değildir. Benim fikirlerimi, benim duygularımı anlıyorsanız ve hissediyorsanız, bu kafi ...

İZDSO, sahneyi sokağa taşıdı

İzmir Devlet Senfoni Orkestrası çocuklara yönelik eğitim konserleri ile yüz binlerce çocuğa ulaşarak geleceğin sanatseverlerini, s ...

Ormanın tepegözleri: Yangın gözetleme kuleleri

Yangın gözetleme kulelerinde yaşayan aileleri yaşamını ve ormanda geçen hayatlarını merak edip yola düştük… Akkaya Yangın Gözetlem ...

Yaşamın kıyısında değil tam ortasında

Ödemiş Belediyesi ‘Engelsiz Kahve’ projesiyle çok önemli bir görevi yerine getirdi. Kıyıda köşede gözden ırak bir yerde değil kent ...

Fuar, 1 milyon 511 bin ziyaretçiyi ağırladı

55 ülkeden 256’sı yabancı 827’si yerli 1083 firmanın katıldığı 80. İzmir Enternasyonal Fuarı’nı bu yıl 1 milyon 511 bin 258 kişi z ...

EGİAD'da Kalpak krizi!

Ege Genç İşadamları Derneği’nin yayın organı olan EGİAD Yarın Dergisi’nin kapağında bulunan Atatürk’ün ‘Kalpaklı’ fotoğrafının değ ...

Melek kadar masumlar, annelerine mahkumlar...

Cezaya omuz veren çocuklar... Geçmişleri olmayan, gelecekleri hükümsüz çocuklar...

Türkiye Cumhuriyeti’nin müjdecisi ‘9 Eylül’

30 Ağustos 1922'de kazanılan büyük zafer, Türk Kurtuluş Savaşı'nın sonuca giden şanlı sayfalarında en önemli halkalardan b ...

Nerede o eski Ramazanlar!

Ramazan ayıyla özdeşleşmiş kimi adet ve gelenekler bugün zamanın akışına paralel değişikliklerle sürdürülürken birçoğu da unutulma ...

Her öğrenci kendi rekorunu kıracak

Öğrencilerin sınavda kendi rekorunu kırması amacıyla kapılarını açan Rekortmen Dershaneleri, sektörün ezberini bozmaya hazırlanıyor.

Gediz Üniversitesi tercih rekortmeni

ÖSYM’ye göre geçen yıl Ege ve Akdeniz’deki vakıf üniversiteleri arasında en çok Gediz Üniversitesi tercih edildi. Gediz Üniversite ...

İlk uçuşunu dünya duydu, son uçuşu kimsesiz oldu..

Avrupa’nın 5. büyük ikiz kulesi İzmir’de yükseliyor

Deprem kendini unutturmuyor!

Karantina Adası’nı kazıklı yol kurtaracak

Urla’ya çok yakın mesafede bulunan “Karantina veya eski ismiyle Klazomanai Adası ne yazık ki yıldan yıla toprak kaybediyor.

İzmir’in trenleri kadınlara emanet

Aliağa-Menderes Banliyö Sistemi’nde bir yeniliğe daha imza atıldı.

Nerede o eski fuarlar...

Ağustos ayı geldiği zaman İzmir’de bir hareketlilik başlar. Diğer aylara göre yoğunluk daha fazladır. Malumunuz İzmir Enternasyone ...

 
© 2010 Tüm Hakları Saklıdır - Tel: 0232 482 31 22 Faks: 0232 446 47 97
  • Foto Galeri
  • Künye
  • İletişim