Çok bir şeyim yok sadece kanserim
Hayaller kurup durdu… İki yaşında yakalandığı hastalığı tam üç kez nüksetti… Gördüğü tedavi nedeniyle, her defasında saçları döküldü, umutları kırıldı, hayalleri yok oldu…”Çok bir şeyim yok, sadece kanserim” diyen Gizem, kardeşi Gülçin’in iliğiyle adeta dünyaya yeniden geldi…
Bana umut olmak için geldin, bu dünyaya sonra can oldun… Canım oldun… Bir mayıs günüydü geldiğinde… İlkbaharın gelişi gibi… Yemyeşil, taptaze… Ben kaç şarkıyı yarım bırakmıştım, aslında 13 yıllık ömrümde… O şarkıları tamamlama nedenim oldun… Nefesin hüzünlerin yazıldığı gecelerde aldığım nefes oldu… Cümlelerimin öznesi sen oldun artık… CANIM KARDEŞİM…”
Mutluluk 11 yıl sonra geldi
Sokaklarda doyasıya oynayacağı, koşup da terleyince su içmek için annesine sesleneceği yaştaydı. Annesi “Terli terli su içme hasta olursun” diyecekti… diyemedi… Koşamadı, yorulamadı, oynayamadı, terleyemedi, su dahi içemedi. En çok sevdiği oyundu ‘Saklambaç’. Ve en çok oynamak istediği. ‘Önüm arkam, sağım solum sobe’ diyemedi. ‘Saklambaç’ bir oyundu oyun olmasına ama Gizem, tam 11 yıl sonra hayatı bir oyun gibi düşünüp, onu saklambaçtan uzak tutan hastalığını sobeledi...
Mücadele iki yaşında başladı
Daha iki yaşındaydı Gizem Güvenkaya... Halsizlik ve sürekli uyumasıyla başladı her şey… Sonra, diz kapağında fark edilen bir morluk… Ardından boğaz enfeksiyonu… Her şey bir hafta içinde gelişti… Doktorlar, ‘Akut lenfoblastik lösemi’ tanısı koydu. Gizem, kansere yakalanmıştı. Kadifekale’de harap, bakımsız bir evde oturan ev kadını 35 yaşındaki İlknur Güvenkaya ile eskiden garsonluk yapan ancak şuan işsiz olan Ziya Güvenkaya’nın kızlarından birisiydi...
Gizem’in annesi İlknur Güvenkaya’ya başta söylenmemiş kızının hastalığı. Koridorda beklerken, diğer hasta yakınlarından duymuş. “Buradaki hastaların hepsi kanser hastası” diye… Aniden girmiş doktorun odasına ve sormuş. Duyduğu an ise “Sadece ağladım” diyor anne İlknur Güvenkaya. Ağlayarak ifade edebilmiş o an içinde kopan fırtınaları... Eşi ile birlikte, ‘Küçücük kızları ellerinden kayıp giderse’ diye düşmüşler. Acılarını içlerine gömüp, sessiz ve derinden bir umut yolculuğu başlamış Güvenkaya çiftinin…
Ziya Güvenkaya, eşine “Umut ve moral ilaçtan çok daha etkili. Moralimizi hiç bozmayalım. İyileşeceğine inanalım” demiş…
Benimle dalga geçtiler
Kanser tedavisine başlandığında 3 yaşındaymış Gizem. Dr. Behçet Uz Çocuk Hastalıkları ve Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde tedavi görmüş önce... Üç tedavisini de orada almış.Tedavisi ağır olmuş... Kemoterapi görmüş ama yine de yılmamış Gizem...Annesinin, önüne oturtup taradığı, iki yandan ördüğü uzun saçları, dökülmeye başlamış. Saçları döküldüğünde tamamen, arkadaşları dalga geçmeye başlamışlar. Sokağa çıkamamış. Saçları dökük, ağız maskesi takılı çıkıvermiş sokağa. “Kimse benimle oyun oynamak istemiyordu. Alay edip duruyorlardı” diye anlatırken yaşadıklarını Gizem, arkadaşlarını hep pencereden izleyip durmuş. Olup biteni, yaşadıklarını anlamaya çalışmış. Anne ve babası ise yaşananları, süreci Gizem’e anlatmaya karar vermişler. Oturtup karşılarına, “Kanında, mikrop var kızım” demişler.
İlk bebek düşük oldu
Beş yılı geride bırakabilseydi doktorlarından kurtulduğuna dair müjde alacaktı... Alamamış... Hastalığı bir kez daha tekrarlayınca Ege Üniversitesi Tülay Aktaş Onkoloji Hastanesi Pediatrik Onkoloji Birimi’ne sevk edilmiş Gizem. Kemik iliği kök hücre nakli yapılması kararı alınmış. Karar alındı alınmasına ama uygun donör bulunmamış. Aileyle konuşulmuş. Aile, Gizem’e can olacak yeni bir ‘can’ dünyaya getirme kararı almış. Anne İlknur Güvenkaya hamile kalmış ancak 17 haftalık hamileyken, düşük yapmış... Umutlar yıkılmış, hayal kırıklığı yaşanmış. Ama, umudunu hiç yitirmemiş Gizem. Anne ve babasına, “Belki dünyaya gelecek olan kardeşimin iliği uymayacaktı, belki sakat olacaktı” diyerek moral vermiş.
Anne İlknur Güvenkaya, ikinci kez hamile kalmış. 2 Mayıs 2010’da dünyaya gözlerini açmış Gizem’e, ‘Can’ veren, ‘Can’ olan Gülçin. Kardeşinin adının Gülçin olmasını istemiş Gizem. Doğumdan sonra anne ve bebeği birbirne bağlayan kordondaki kan saklanmış... Doğduktan üç ay sonra tetkikler yapılmaya başlanmış. Gülçin’in ilik yapısının ablasıyla uyumu görülünce, umutlar yeşermeye başlamış.
İlik verecek diye yürütmedik bile
Tahlil sonuçları eline verildiğinde, baba Ziya Güvenkaya uzun bir süre donup kalmış. Bakamamış sonuçlara. Raporların uyumlu olduğunu gördüğünde, kendi kendini çimdiklemiş. “Çocukluğumda koşarken, nedenini bilmediğim bir mutluluk hissederdim” diyen baba, koşuvermiş, hastane koridorlarında. Bir o yana, bir bu yana. Gülçin düşüp zarar görmesin diye üzerine titremişler. Yürütmemişler. “İliğin tuttuğunu öğrendikten sonra Gülçin’in üzerine çok titredik. İlik verecek diye, yürütmedik bile” diye konuşan baba, alınan kemik iliği kök hücrelerinin Gizem’e başarıyla nakledildiğini anlattı.
...
Devamını Ege Life'ın Kasım sayısında bulabilirsiniz.


