Yazarlar
Anket
Ege’deki rüzgar yeterli ancak işletilmiyor
İlk olarak rüzgar enerjisinin ne anlama geldiğini anlatır mısınız?
Pek çok enerji kaynağının temelinde güneş vardır. Bu bağlamda rüzgar enerjisinin de kaynağı güneş. Güneşten gelen ışınlar dünyamızı her noktada eşit seviyede ısıtmıyor. Bu sıcaklık farklılıklarından dolayı oluşan yoğunluk ve buna bağlı olarak da basınç faktörü nedeniyle rüzgar, bir yerden daha düşük bir basınca doğru hareket ediyor. İşte bu rüzgar hareketi nedeniyle de biz bu rüzgar enerjisinin kinetik enerjisinden faydalanıp bunu mekanik veya elektrik enerjisi ile değerlendiriyoruz.
İki türe ayrıldığını ifade etmiştiniz.
Biz rüzgar enerjisini iki türde kullanıyoruz. Birincisi mekanik ikincisi elektrik enerjisi olarak. Mekanik enerji de belli bir yüksekliğe pompalama amaçlı ya da yerin altındaki suyu çıkarma amacıyla kullanabiliyoruz. Elektrik enerjisi de bildiğiniz gibi rüzgar çiftlikleri rüzgar tribünleri vasıtasıyla elde ettiğimiz elektriği enterkonnekte sisteme veya bağımsız olarak off grid dediğimiz (enterkonnekte sisteme bağlı olmayan bağımsız uygulamalar) şebekenin gitmediği noktalarda bu enerjiyi elektrik olarak kullanabiliyoruz.
İlk ne zaman ortaya çıkmış?
Gelişime bakıldığında rüzgarı insanoğlu çok eskiden beri biliyor. Enerji, 7-8 bin yıl önce özellikle yelkenlerin ulaşımı ve hareketi için kullanılmış. MÖ 200’üncü yıllarda İran ve Afganistan da artık yel değirmenine dönen uygulamaları görüyoruz. 10. ve 11. yüzyıllarda Haçlı akınlarının olduğu dönemler. Bu sıralarda da Haçlılar tarafından görülüyor ve Avrupa’ya taşınıyor. Onlar bunun uygulamasını yapmaya başlıyor. Rüzgarla ilgili ilk uygulamalar herhangi bir şeyi öğütme, suyu aktarma, mekanik enerjisinden faydalanma şeklinde oluyor. 19. yüzyılda Avrupalı göçmenler Amerika kıtasına o andan itibaren, teknolojiyi getiriyorlar. Amerika kıtasında kullanılmaya başlanıyor. Tarihi geçmişi özetle bu.
Daha sonraki süreç nasıl gelişmiş?
Rüzgarı enerjiye çevirmeyi ilk olarak eski Mısırlılarda görüyoruz. Fakat özellikle Afganistan ve İran’da da ilk yel değirmenleri uygulamalarını görüyoruz. Amerika ve Danimarka’da rüzgardan elektrik enerjisi elde edilmesi 19. yüzyılda hemen hemen eş zamanlı başlıyor. Artık bu konuda bilgili kişiler mekanik enerji şeklinde değil de elektrik enerjisi şeklinde kullanabilmenin yoluna giderek başarılı oluyorlar.
Ancak ticari anlamda büyük değerlere ulaşması sonraki yıllarda oluyor. Almanların 2. Dünya Savaşı sırasında bu konuda özellikle yatırımları var. Savaş şartlarında özel ilgi gösteriyorlar. Fakat savaş bittikten sonra daha ucuz olduğundan fosil yakıtlara dönüyorlar. Rüzgar enerjisini unutuyorlar. 1970’li yıllara kadar bir gelişim yok. Petrol ambargosunun olduğu yıllarda bu alana doğru tekrar bir ilgi dikkati çekiyor. Çok ciddi Ar-Ge yatırımları ile ticari değeri olan rüzgar çiftlikleri kurulabiliyor. (Rüzgar çiftliği: Elektrik enerjisi üreten tribünlerin oluşturduğu yerleşke)
Rüzgar enerjisinin önü böylece açılıyor mu?
O yıllar rüzgar enerjisinin gelişiminin önünü açıyor. 1980’lerde bile 100-200 en fazla 500-600 kilovat değerlerindeki tek tek tribünler kuruluyor.
Bugünkü değerlerde bu rakam 5 megavata kadar çıktı. Yani tek bir tribün 100 küsür metre yüksekliğinde 5 megavat kuruluş gücüne sahip olabiliyor.
Sizin İYTE olarak kampüs alanında yapmayı planladığınız bir santral var. Yatırımınızı anlatır mısınız?
Biz İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü (İYTE) olarak kampüs alanı için rüzgar ölçüm çalışmaları yaptık. Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu’ndan (EPDK) 13 megavatlık rüzgar çiftliği lisansı aldık. EGENDA A.Ş. ile ortak yapıyoruz. İTEBES A.Ş. adında bir şirket kurduk. Bu şirket 13 megavatlık yatırım yapacak. Bu 13 megavatın yılda üreteceği elektrik enerjisi 60 milyon kilovat saate yakın. İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü’nün bir yılda harcadığı elektrik 6 milyon kilovat saat. Yani üretimin yüzde 10’u kampüsün 1 yıllık enerji ihtiyacını karşılayabiliyor.
Kampüs alanında kurulan ilk ticari amaçlı rüzgar çiftliği olacak.
Büyük olasılıkla önümüzdeki yıl içerisinde faaliyete geçireceğiz. Tribünlerin her biri farklı kurulu güç değerlerinde. Örneğin 1 megavatlık tercih edilirse rüzgar profili, buranın rüzgar yoğunluğuna göre siz tek tribün gücünü tespit ediyorsunuz.
1 megavat yaklaşık 1.2 milyon Euro’ya çıkıyor. Yani bu yatırım 15 milyon Euro’luk bir yatırım.
Türkiye’de rüzgar enerjisi potansiyeli olan bölge ve kentler nereleri?
Rüzgar açısından Marmara, Ege ve Doğu Akdeniz kıyıları son derece potansiyeli yüksek bir bölge. İl olarak da Çanakkale, Balıkesir, İzmir, Hatay, Bandırma’yı sayabiliriz. Türkiye’de şu anda tespit edilen teknik potansiyel 48 bin megavat. Mesela mukayese edecek olursak şu anda Türkiye’nin tüm kurulu gücü, içine her şeyi kattığımızda 43 bin megavat.
Rüzgar enerjisini her zaman
kullanabiliyor muyuz?
Rüzgar enerjisinin süreklilik anlamında sorunları var. Rüzgar esmediği zamanlarda elektrik enerjisi üretemezsiniz. Enerjiyi sürdürülebilir enerji politikası şeklinde görebilmek çok önemli. Sürdürülebilir olması içinde enerji portföyünü iyi planlamak gerek. Türkiye’nin yerli ve yenilenebilir kaynaklarıyla beraber tabiî ki fosil kaynaklarını da kullanarak enerji kaynaklarını paylaştırabilmek çok önemli. Yeri geldiğinde rüzgar santralleri kullanılacak fakat rüzgar santrallerinin üretim anlamındaki belirsizliği şebekede bazı sorunlara sebebiyet verebiliyor.
Bizim örneğin Ege Bölgesi, Yarımada olarak yaşadığımız en büyük sorun kıyı bölgelerindeki iletim ve taşınım hatları. Buradaki hatlar bölgenin ihtiyacına göre yapılmış. Yani Türkiye anlamında gücü zayıf ve yetersiz hatlar. Dolayısıyla bu hatların güçlendirilmesi gerekiyor.
Zaten şu anda yarımada bölgesinde yenileme var. 380 bin voltluk yüksek gerilim hatları yapılıyor. Bu hatlara bağlanılabiliyor. Bu hatlar vasıtasıyla vermeniz lazım. Teknik anlamda bir problem. Fakat TEDAŞ bunları güçlendirmeye çalışıyor. Bu hatlar güçlendiği takdirde bu yatırımlar hızlı bir şekilde yapılacak. Hatlar ucuz değil.
Aynı zamanda ciddi bir pazardan da söz edilebilir öyle değil mi?
Kesinlikle ciddi bir pazar. 2009 yılında tüm dünyada rüzgara yapılan yatırım 45 milyar Euro. Bunun yaklaşık 13 milyar Euro’su Avrupa Birliği ülkelerinde yapılmış. Türkiye’de kurulu gücümüz 800 megavat civarında. Şimdiye kadar yapılan tüm yatırımlar, yaklaşık 1 milyar Euro’ya karşılık geliyor. Tüm potansiyelimiz 48 bin megavat. Elektrik İşleri Etüt İdaresi 2006 yılında rüzgar haftası yayınladı.
Rüzgar değerleri tanımlandı. Fakat bunun tamamının yapılması çok uzun yıllar alır. Örneğin şu anda alınan lisans değeri 7 bin -7 bin 500 megavat civarında. Bu bağlantılar güçlendiğinde 7 bin-7 bin 500 megavatlık yatırımın gerçekleşmesinin önünde çok fazla bir engel kalmamış oluyor. Bu da Türkiye açısından çok büyük bir değer.
Rüzgar enerjisinin radyasyon yaydığı yolundaki söylentiler hakkında ne dersiniz?
Kesinlikle böyle bir şey söz konusu değil. Hiçbir ilgisi yok. Yenilenebilir enerji kaynağı, kaynağını güneşten alıyor. Dolayısıyla çevreye hiçbir zararı yok. Üstelik örneğin rüzgar çiftliklerini kurduğunuz alan rüzgarı alabilmek için geniş bir alanda kuruluyor. Fakat sizin kurmuş olduğunuz tribünlerin oluşturduğu alanı topladığınızda mevcut arazinin yüzde 1’ine karşılık geliyor. Dolayısıyla siz tribünlerin altında yüzde 1’ini kullandığınız takdirde yüzde 99’unu tarım ve hayvancılık amacıyla kullanabiliyorsunuz.
Zaten bunlar doğası gereği şehrin içinde değil, dışında. Yerleşim yerleriyle mesafeli alanda kurulan tribünler. Gürültü seviyeleri de yüksek değil. Bunlar zaten yerleşim yerlerine yakın yapılmadığı için kesinlikle bir gürültü durumu yok. Mesela tribünlerin altına gittiğinizde ıslık sesi duyarsınız. Hiç rahatsız edici bir şey değil. Yalnız şunu söyleyebiliriz. Bazı radyo ve TV yayınlarını bozabiliyor. Konumu gereği, konumuna dikkat edilmediği takdirde yayını bozabiliyor. Tüm sakıncası bu gibi görünüyor.

Ahmet GÜREL
Berna BRIDGE
Beyza IŞIK
Burakhan UYGAN
Cemre GÜMRÜKÇÜ
Çağnur ŞARMAN
Ferda Ercan UYULAN
Işık TEOMAN
Meltem ONAY
Necdet GONCAGÜL
Özlem DEMİRCAN