Yazarlar
Kalpak ve Kalpaklılar
İnsanlar, kıyafetlerini sıcak, soğuk, kar ve yağmur gibi tabiat şartlarından korunmak için giymişlerdir.
İklim, coğrafya ve doğa şartları kadar dinsel inanışlar ile kültürel değerler de kıyafetin belirleyicisi olmuştur. Kıyafet bir yönüyle bireyin yaptığı işi (asker, sivil, polis, din adamı, hemşire vs...) dolayısıyla statüsünü, diğer yanıyla da ekonomik durumunu ve cinsiyetini ortaya koymaktadır. Aslında, giyim, insanın toplumsal statüsünü, cinsiyetini, milliyetini, bölgesini, ait olduğu kabilesini, medeniyetini, inanç, duygu ve düşüncesini ortaya koyup belirlemektedir. Bu belirlemede önceleri başa giyilenler üste giyilenlerden daha önemli olmuştur. Şapka, sarık, fes, kalpak ait olunan topluluk ve inançları hakkında fikir vermiştir.
Türklerin tarihine kısaca bakarsak başa giyilenler (başlıklar) önemli bir yer tutar ve Orta Asya dönemine kadar uzanır. Bu giysiler genelde posttan ve keçeden yapılmıştır. Kaşgarlı Mahmut’un “ Divan-ı Lügat’it-Türk” adlı eserinde şapka, “börk” kelimesiyle, börk ise dört türüyle kayıtlıdır. (Sukurlaç, Kızıklığ, Kurutma ve Kıymaç). Osmanlı Devleti’nde de 1826’ya kadar börk kullanılacaktır. Yeniçeriler tarafından sadece törenlerde “üsküf” adıyla giyilecektir. Asker dışında; din, devlet adamları ve padişahlar da ayrı ayrı başlıklarla tanımlanır. En bilinen başlık çeşidi “kavuk” ve “külah” tır. 1826’dan hemen sonra, 2. Mahmut’un Yeniçeriliği kaldırması sırasında Akdeniz’de seferde olan Kaptan-ı Derya Koca Hüsrev Paşa; padişahın Yeniçerilerden hiçbir eser kalmaması konusunda çaba gösterdiğini işitince, Tunus’ta bir miktar fes alıp tayfalarına giydirdi. İstanbul’a döndüğünde askerleriyle padişahın huzuruna başında fesle çıkınca, bu yenilik padişahın çok hoşuna gitti ve eski başlıkların yerini fesin almasını emretti. Tunus’tan, hemen 50 bin adet fes sipariş edildi. Ancak daha sonra hammaddesi yün olan fesin üretiminin kolaylığı fark edildi ve bir imalathane kuruldu. 1828’de çıkartılan bir kıyafet nizamnamesiyle de fes resmi başlık oldu. Daha sonra genişleyen Feshâne Fabrikası, bütün ihtiyacı karşıladığı gibi devletin ilk yünlü mensucat fabrikası haline geldi. Cezayirli denizcilerin İstanbul’a taşıdığı fesi, bir dönem Türk denizcileri ve kadınlar da kullanmıştır.1
Kurtuluş Savaşı sırasında da Milli Mücadelecilerin, Atatürk’ün modalaştırdığı yan çevrilmiş kalpak kullanmaları, fesin modasının geçmekte olduğunun işaretiydi.
Kalpak (Papak) Türklerin tarihinde önemli bir yere sahiptir. Papak adı da verilen bu başlık, ters döndürülmüş kesik koni şeklinde, genellikle kürk, kumaş veya deriden imal edilen bir başlık türüdür. Başa örtülen kalpak; kuzu derisinden yapılmış olup, içi astarlıdır. Kuzu doğar doğmaz vücuduna bir kılıf geçirilir. Kuzu büyüdükçe ve yünü uzadıkça kıvırcık bir hal alır. Bu kuzu derisi soyularak papak yapılır. Bunun dışında koyun ve keçi derisi de kullanılmaktadır. Kafaya yerleşilen bölümü dar, üstü biraz geniştir. Çoğunlukta siyah, gök mavi, gri kullanılmaktadır. Ayrıca tiftik papaklarda kullanılmaktadır.
...
Devamını Ege Life'ın Eylül sayısında bulabilirsiniz.
Ege Life'ın Eylül sayısı tüm Yaysat - Migros - Kipa ve D&R'larda bulunmaktadır.


Ahmet GÜREL
Berna BRIDGE
Beyza IŞIK
Burakhan UYGAN
Cemre GÜMRÜKÇÜ
Çağnur ŞARMAN
Ferda Ercan UYULAN
Işık TEOMAN
Meltem ONAY
Necdet GONCAGÜL
Özlem DEMİRCAN