• Ana Sayfa
  • Magazin
  • Teknoloji
  • Moda - Alışveriş
  • Güzellik
  • Mekan
  • Gezi
  • Ekonomi
  • Kültür-Sanat
  • Sağlık
  • Röportaj
  • Spor
  • Yaşam

Dergi arşivi

Yazarlar

Ahmet GÜREL
Van Depremi ve İzmir
Av. Çiler Nazif...
2012’de neler olacak?
Berna BRIDGE
Mobbing ve Toplum
Burakhan UYGAN
Benim bir günüm!
Cemre GÜMRÜKÇÜ
Kadınlar teknolojiye dokundu
Çağnur ŞARMAN
Uyuyan Güzel İzmir
Dr. Tuna YILMAZ
Atatürk kimdir?
Ferda Ercan UYULAN
Dijitalleşen dünya ve Simülakr
Gizem SEZGİN
Duyum eşiği
Işık TEOMAN
Anadolu’da özel bir köşe
Mehlika ÖKTEM
Daha sağlıklı bir zihin için…
Meltem ONAY
Anahtar kimin elinde?
Merve TIRAŞÇI
Yol arkadaşım Gökçen'e...
Necdet GONCAGÜL
Nankörlük kaderimiz mi?
Özlem DEMİRCAN
Dört mevsim çocukları
«
»
Tüm Yazarlar
Mavi Piksel

Alaçatı Fishing’ten Cape Town çıkarması

  • CAPE TOWN FOTOĞRAFLARI İÇİN TIKLAYINIZ...
“Vuvuzela” eziyeti dışında “Mükemmel” denilebilecek Dünya Futbol Şampiyonası’nın hemen öncesinde ikinci kez keşfetti İzmirli maceraperestler Güney Afrika’yı... Alaçatı International Fishing’in 2. Cape Town Turnuvası’nda en büyük balığı (Yellowfin Tuna – 77.750 kg) avlayarak birinci olan Elvio Penetti, müthiş serüveni Ege Life okuyucuları için anlattı...

ir çoğumuz, özellikle de futbol tutkunları Güney Afrika’yı geride bıraktığımız iki ay boyunca Avrupalıların saha içi hegomonyasında geçen ve İspanya’nın zaferiyle noktalanan South Africa 2010 Dünya Futbol Şampiyonası’yla soludu... Vuvuzela ile tanıştık hepimiz... 61 cm boyunda, 100 gr ağırlığında, arı veya sinek vızıltısı sesi çıkardığı iddia edilen ama üçü aynı anda ötürüldüğünde uçak gürültüsü etkisi yaratan Güney Afrika Zurnası’yla yani... Ekran başında gözlere ziyafet çekerken, kulaklara yapılan işkencenin önünü alabilmek için televizyonların sesisi kısmak zorunda kaldık neredeyse hepimiz.
Bu dev şampiyonadan çok kısa bir süre önce farklı bir turnuvaya evsahipliği yapmıştı aslında Güney Afrika Cumhuriyeti’nin 3 başkentinden birisi, kıtanın Avrupa’ya en uzak noktası Cape Town...
Hooked on Africa Fishing Charter’a (Cape Town Challenge) 2. kez katılmanın heyecan ve gururunu yaşadı maceraperest Alaçatı Fishing üyeleri... Murat İyriboz, İlknur İçingir ve Elvio Pennetti üçlüsü liderliğinde Alaçatı Fishing Organizasyonu, bu yıl da turnuvalarının ilkbahar bacağını, Carlsberg, Türk Hava Yolları, Gant, Accurate, H2O, Bushido ve Mazmo sponsorluğunda Afrika’nın en güney ucu olan Ümit Burnu’nda başarıyla gerçekleştirdi. Üzerinden biraz geçti ama bu müthiş serüveni dinlemek, görüntüleriyle buluşmak bizi çok etkiledi. Turnuvanın şampiyonu Elvio Penetti’nin dile getirdiklerini, Cape Town’dan görülesi manzaralar eşliğinde sizlerle de paylaşmak istedik. Bakın nasıl ballandıra ballandıra anlatıyor Elvio Penetti:

Ümit Burnu=Fırtınalar Burnu
Ümit Burnu’nun seçilmiş olması tesadüf değildir, tam tersine birçok etkenin optimal uzlaşmasının neticesidir. O mevsimde balık bolluğu, deniz çıkılabilirliği, uzun ve kısa mesafe lojistiği, yerel filo ve ekipman imkanları, konaklamalar, kıdemli balıkçıların yanısıra tecrübesiz insanların da yarışma havası altında avlanabilmesi, aile refakati imkanı ve tabii ki maliyet, başı çeken ana etken unsurlar olmuştur.
Tabii ki de Cape Town’un çekiciliği, oradaki insanların sempatikliği ve misafirperverliği, toplumun uluslararası niteliği, içme yeme kalitesi ve iklimin mülayimliği de önemli faktörler olmuştur.
Bazılarınız bilmeyebilir ama Ümit Burnu’nun eski, ilk ve bugün hala ikinci adı “Fırtınalar Burnu” dur. Oralarda denize yani okyanusa açılmak kolay değildir. Avlanmak her zaman mümkün olmayabilir, herkesin kolayca yapabileceği iş değildir. Geçen yıl bir hafta içinde ancak iki gün çıkış ve av yapılabilmiştir. Bu kez şansımızın daha yaver gideceği ümidiyle yola çıktık hepimiz. Geçen yıla nazaran 10 gün öne çektik safarimizi. Ön hava tahminleri ilk dört günü iyi yani “çıkılabilir” olarak veriyor, yerel haberler de balığın belirmeye başladığını duyuruyordu.

Geniş av balığı yelpazesi
Diyeceksiniz ki, “Denize bu kadar açılmadan balık yakalama imkanı yok mu?” Elbette var ama o türlerin benzerleri bizim sularda da aynı bollukta olmasa da var. Dolayısıyla o kadar kilometre yol katettikten sonra “Biraz farklı boyut” anlamında gittiğinize değmesi gerekmez mi sizce? Bu farklılık hem turistik hem av büyüklüğü hem de bolluk anlamında olmalıdır. Ve tahmin ediyorum ki kararımız isabetli olmuştur, iki sene art arda insanlar memnuniyetle katılmıştır ve ayrılmıştır.
Güney Afrika geniş bir kıyı şeridine sahiptir ve gerek kıyı sularında gerekse açık denizlerinde nispeten geniş bir av balığı yelpazesi sunabilmektedir. Cape Town bölgesi yani Batı sahilleri, kıyılarda Sarıkuyruk (bizdeki Akya türünün kuzeni), Snoek (bir tür turna), çeşitli dip balıkları, Lampuka, Palamut, Torik gibi tipik Atlantik türler sunar. Ama hedefimiz madem ki açık deniz, bizim avlayacağımız türler ağırlıklı Tuna yani Orkinos türleri olacaktır. Doğu sahilleri ise Hint Okyanusu kategorisine girerek sualtı faunasında farklılık gösterir. Batıda, bizde de bulunan Albacore veya Longfin Tuna (bizde Uzunkanat veya Patlakgöz Orkinos – Thunnus Alalunga), Dorado (bizde Lampuka – Coryphena Hippurus), Palamut ve Torik’in yanısıra, Akdeniz’de ve bilhassa Ege’de bulunmayan Yellowfin Tuna (Sarıkanat Orkinos – Thunnus Albacares) ve nadiren de olsa Bigeye Tuna (Mandagöz Orkinos – Thunnus Obesus) bizim meydan okuyacağımız türler olacaktır. Kılıç da varmış ama asgari 60 mil açmak gerekiyormuş ve çoğu charter şirketi tekne boylarından dolayı bunu pek tercih etmiyormuş. Marlin türü ise batıda pek nadir iken doğuya doğru gittikçe artabiliyor.

Ödüllerin yarısını kapmıştık
Yarışmamız geçen seneki gibi kişiye endeksli en büyük balık kategorisinde birincilik, ikincilik ve üçüncülük olarak tertiplendi. Ancak geçen sene daha geç gittiğimizden oradaki ananevi Gordon’s Bay National Tournament’e dahil omuştuk ve onlarla paylaşmıştık yarışmayı. Paylaşmakla da kalmamış, Murat İyriboz, Şükrü Akkan, Rasim Selçuk, Murat Kocamaz ve arkadaşlarının balıkları ile farklı kategorilerde de olsa, ödüllerin yarısını kapmıştık.
Bu yıl, Türkiye’den hareket tarihinden bir-iki hafta öncesi ve hatta son gün no-show yaparak dahi birkaç fire vermemize rağmen, hem geçen yıl katılan arkadaşlarımız hem de bırakın ilk kez yurtdışına balığa gitmeyi, ilk kez açık deniz balıkçılığına çıkacak arkadaşlarımız katılıyordu.
Rahat sayılabilecek bir uçuş sonunda Johannesburg’da bir stop-over (aktarma) duruşu yaptıktan sonra Cape Town’da idik. Hava güzel, 21 derece gibi ılımlı bir sıcaklık, rüzgar ise tartışılır. Pasaport ve gümrük işlemleri rahat bir şekilde bittikten sonra saat 14.00’e doğru alanda bizi bekleyen otobüse eşyaları yığdık ve Hout Bay’e doğru yola çıktık.

Hava güzel olacak müjdesi
Bu kez bilhassa lojistik açısından konaklanma konusunda daha rahat bir düzen sağlamak amcıyla teknelerin bulunduğu marinanın plaja göre diğer ucundaki kıyıda Chapman’s Peak Hotel’de kalıyoruz. Oraya geldiğimizde de seçimimizin ne kadar isabetli olduğunu hemen farkettik. Üstelik otel sahipleri ve yöneticileri Portekizli bir aile, dolayısıyla da hemen akrabalık rüzgarları esmeye başladı.
Turistik aksesuarlarımızı bir kenara bırakıp ve balık konumuza gelelim artık değil mi? Evet, otele varır varmaz, İlknur İçingir grubun refakatçi bölümü, yani yerleşme ve geziler kısmı ile ilgilenirken, Murat İyriboz ile ben hemen Charter Master arkadaşımız Sean’ı bulup, ince ayar balık ve turnuva organizasyonunu yapmak üzere otele davet ettik. Kendisi bir saat sonra gelerek bize iyi ve kötü haberleri verdi. Kötü haber, ertesi gün Cumartesi olduğundan, tekne elverişliliği ve sayısı sorunundan dolayı çıkış yapılamayacağıydı. Hoş değildi. Ama iyi haberler bu aksaklığı bastırdı. Birincisi ana akıntının kıyıya yaklaştığı ve balığın belirdiğiydi. Hatta bazı çıkanlar iyi parçalar almaya da başlamıştı. İkincisi de hava şartlarının Çarşamba’ya kadar güzel geçeceği öngörüsüydü. Esasında bir gün ara vermek işimize de geliyordu, dinlenme ve bazı malzeme eksiklerini tamamlama imkanı tanıyordu. Ayrıca Cumartesi çıkanların neticesine göre de bölge stratejisi yapabilecektik.
Akşam için randevulaştık ve herkes bir-iki saat dinlenip duşunu aldıktan sonra, marinadaki Angler’s Club’ın altındaki restoranda “hoşgeldin partisi” için buluştu. Oraya kaptanların da bazıları katıldı. Çok güzel yerel şarap eşliğinde bolca istridye ordövrlerinden sonra nefis bir yemek ile yol yorgunluğumuzu üzerimizden attık ve macera kurguları seviyesine atadık kendimizi.

Avlanma stili, gayretli ve rekabetçi
Bu arada, balık safarisinin detaylarına geçmeden önce bazı temel kriterlerden bahsetmek isterim.
Birkere hava şartları. Şunu belirteyim ki, buradaki deniz şartlarından bahsettiğimizde yanılgıya düşmememiz gerekir. Ege’de biz “2-4 Beaufort hava” dediğimizde yerine göre rüzgar 5-10 knot eser, dalga boyu da 0.5-0.75 m olur. “Çalkantılı hava” deriz ona. Burada ise aynı 2-4 Beaufort’ta, rüzgar yine 5~10 knot eser ama dalga boyu 2-2.5m olabilir, ona da sütliman derler! Buranın dalga aralıkları (peryodu) ortalama 12-14 saniyedir, biz de ise eşdeğer şartlar için 3-5 saniyedir.
Balık avlanma konusunda da şunu vurgulamam gerekir. Biz evimizde safi keyif için avlanıyoruz ve çoğumuz turnuvalara bizzat aynı keyif amacıyla katılıyoruz. Burada ise biz hariç herkes bu işi “Geçimlerine katkı sağlayacak ek gelir” gözüyle bakıyor. Müşterileri olan bizleri de “kazandırmak” için avlatıyorlar. Dolayısıyla avlanma stilleri ona göre daha gayretli ve rekabetçi. Çünkü bir de kendi aralarında yarışıyorlar.
Ve tabii ki okyanusta avlanma yöntemi de farklı. Bizdeki gibi avlanma bölgesini ve avı tahdit eden coğrafi sınırları yok gibidir, derya gibi bir alan var önlerinde. Dünyanın başka benzer bölgelerinde de olduğu gibi, tüm enformasyon, bilgi ve veri değerlendirildikten sonra, balığı buluncaya kadar sırtı çekilir. Bulunduğunda da hemen mazmozlamaya başlanır ve yemleme ile avlanılır. Hareket kesildiğinde tekrar sırtıya geçilir, yine balık bulununcaya kadar ve bu secere sonuna kadar tekrarlanır. Tekne düzeni, takım ve tertibat da ona göredir.
Denizdeyseniz emniyet tedbirlerine de bir o kadar önem verilir. Yaz da olsa, denize düşmek pek istenmeyen bir şeydir, nedense o sular en zengin köpek balığı barındıran ortamlardan biridir! Hele oltanın bir ucunda siz diğer ucunda 80 kiloluk bir hayvan varsa, onun sizi diplere çekme durumu tersine göre çok daha olasıdır.

Gökkuşağını kıskandıran mutluluk limanı; Zanzibar

Eğer burada doğmadıysanız, ada insanlarından öğrenecek çok şey var...

Spil Dağı’ndan Bayındır Ovası’na

Birçok tarihi mekanı içinde barındıran Manisa, Spil Dağı ile keşfedilmesi gereken muhteşem bir güzelliğe sahip.

Kahire &İskenderiye

On bin yılı aşan tarihiyle bu medeniyet cennetini gezmeye, Kale’den başlıyorum.

Kozak Yaylası’ndan Çandarlı’ya

Türkiye’de eşi benzeri olmayan, ağaç denizi Kozak Yaylası’nda dünyanın fıstığı yetişiyor.

Milano Lombardia

Kurban Bayramına alternatif tur planı

Huzur arayanların adresi: Kara Biga

Karabiga’ya sonbaharda gidip, çadır kurup bir hafta sonu geçirmeye karar verdik.

SAKIZLI YAŞAM

SAKIZ’DA İNSANLAR ÖZGÜR, YAŞAMLAR ÖZGÜR, SOKAKLAR ÖZGÜR..

RODOS Şövalyelerin adası

Rodos, sayısız koyları, uçsuz bucaksız kumsalları, kültür ve tarihi, muhteşem doğası ve gece eğlenceleri ile turizm cennetidir

Floransa ve Toskana Eylül’de bir başka güzel

Tatilimizi planlarken herkesin farklı beklentileri olur.

Midilli bilirdim Lesvos çıktı…

Gazeteleri, dergileri ve interneti çok iyi takip ettiğimi sanıyordum düne kadar.

Bir başkadır Ege

Dört bir yanında cennet köşeleri gizli olan ülkemizin, kimi bilinen kimi pek de bilinmeyen birbirinden güzel plajları arasında TOP ...

Bir günde dört mevsim

Bu gezide bir günde dört mevsimi birden yaşadık. Önce güneşli bir hava, ardından dolu ve kar yağışı, çadırımızın üzerine yağan ya ...

Arnavutluk Kartalların Ülkesi

Avrupa’nın göbeğinde yıllarca içine kapanıp yaşayan, tüm dünyadan izole bir demir perde ülkesi olarak yolculuğuna tek başına devam ...

Ege’de tatil bir başka güzel

Temmuz ayı da geldi çattı. Nereye bakarsanız bakın cıvıl cıvıl insanları görürsünüz.

 
© 2010 Tüm Hakları Saklıdır - Tel: 0232 482 31 22 Faks: 0232 446 47 97
  • Foto Galeri
  • Künye
  • İletişim